SPOR NEDİR VE HANGİ YAŞA ÖZGÜDÜR?

SPOR NEDİR VE HANGİ YAŞA ÖZGÜDÜR?

Sanırım öncelikle şaşırdınız sporun da yaşı mı olurmuş deyip aklınıza muhtelif düşünceler gelmeye başladı. Bu konuda ciddiyim. Spor yapmak sizce hangi yaşa özgüdür diye konuya başlasak ve fikirlerinizi sorsak acaba hangi cevapları verirdiniz?

Sanırım ilk aklınıza gelen spor yapmak için hangi yaşta olmak gerekir?” ve veya “hangi yaşta hangi spor yapılmalı ?” soruları oldu. Botanikle ilgili spor konumuz dışı malum. Bazıları için bir de spor giyim var ki konu biraz karışır orada. Çünkü çoğumuzun hayatında spor sadece giyim tarzı olarak yer alır. Bazı gençler için spor bilgisayar oyunlarında parmakların çalışması düzeyine, çalışanlar için işe gidip gelme sırasında geçen zaman, orta yaş için ise ara sıra yürümek anlamına geliyor olabilir.

Soruya dönecek olursak çoğumuzun spor deyince aklına gelen “biraz yürüyüş”, “genelde futbol oynamak” ve “birkaç hareket yapmak” sizin de aklınıza geldiyse konuyu ve soruya cevabı biraz derinleştirmekte yarar var. Spor demek sağlık, sıhhat, öz güven, disiplin ve özellikle sağlam kafa ve sağlam vücut demek diye de özetleyebiliriz.

Spor (tanım ad olarak): belli kurallara ve tekniklere uyularak yapılan, bedensel gelişmeye yararlı, eğlenmek ve yarışmak amacı da bulunan beden hareketlerinin tümünün ortak adı.

Spor (sıfat olarak): sporcuların giydiği biçimde, kullanışı kolay ve rahat olan (giysi, ayakkabı vb.).

Yapılan spor amatörce veya profesyonel çerçevede yapılması ile farklılaşır. Bu sadece görüntü, giysi, teknik ve bazı hareketler vb değil aynı zamanda performans, profesyonellik ve doğal olarak maddi dahil çeşitli kazanımlar demek. Çeşitli branşlarda profesyonelce yapılan spor bir iş olarak disiplin, düzenli maaş ve gelir sonuçta da emeklilik sağlar. Bu konuda en fazla dikkati çeken Futbol, Basketbol ve Voleybol olup yüzme, kürek, hatta ata sporumuz güreş dahi pek de ilgi görmemektedir. Spor kulüplerinde futbol öncelikli ve neredeyse tek gelir getiren alan olarak gözümüze çarpar. Bir de E-Spor yani elektronik spor ise online oyunlar üzerine kurulu bir spor dalı olarak tanımlanıyor.

Çoğunlukla sporcuların kazandıkları transfer ücretleri, maaşları, maç başı primleri arabaları, lüks evleri ve yaşamlarındaki değişiklikleri görürüz. Oysa bu iş sanıldığı ve düşünüldüğü kadar kolay değildir. Yılların verildiği altyapı, eğitim, teknik bilgi ve sebatla çalışma pek de dikkatimizi çekmez.  Aslında biliriz de “kolayca olduğu düşüncesi” biz daha kolay gelir. Oysa çoğu başarının altında kan, ter ve göz yaşı vardır.

Spor dünyası bunlarla sınırlı değil ama çoğu şöyle listelenebilir: Futbol, Basketbol, Voleybol, Hentbol, Tenis, Masa tenisi, Ayak voleybolu, Golf, Polo, Sörf, Su kayağı, Su topu, Kano, Kürek, Yelken, Yüzme, Dalgıçlık, Tekvando, Judo, Boks, Kickboks, Karate, Aikido, Halter, Dağcılık, Atıcılık, Avcılık, Atletizm, Jimnastik, Binicilik, Bisiklet, Eskrim, Kayak, Okçuluk, At yarışı, Güreş, Amerikan güreşi, Amerikan Futbolu, Badminton, Buz pateni, Beyzbol, Bilardo, Bisiklet, Bowling, Bungee jumping, Curling, Fitness, Dart, Fitnes, Kaykay, Koşu, Kriket, Maraton, Motor sporları, Okçuluk, Paintball, Parkur, Paten, Paraşüt, Pilates, Rafting, Snowboard, Step, Aerobik, Triatlon, Yağlı güreş genel bilinen ve ilk akla gelenler olarak sıralanabilir.

Spor denilince bazılarımızın aklına neredeyse sadece futbol gelince diğer sporlar pek de ilgi alanımızı oluşturmaz, bazılarını sadece seyrederiz oysa futbol öylemi neredeyse herkes futbol hakkında fikir sahibidir. Hatta o kadar ileri gidilir ki bazen sadece futbolcuya nasıl oynayacağı ve teknik direktöre nasıl oynatacağı, başkana da kimleri transfer edeceğini veya kulübü nasıl yöneteceğini bile söylemekten, kendimizce fikrimizi ifade etmekten geri durmayız. Maç 90 dakika oynanır ama günler öncesinden sohbeti başlar, maç günü saatler önce stada gidilir, çoğu toplantıdan bile daha dakik olarak ekran karşısına geçilir. Maç sırasında bolca engin bilgimizi paylaşırız çevremizdekilerle. Genelde onlar da aynı şekilde bizimle konuşur. Sanki futbolcu veya teknik adam duyuyormuş gibi ekrana doğru hararetle terbiyemiz ve ortam müsaade ettikçe içimizi, stresimizi boşaltırız. Kazanınca delirmişçesine sevinir, kaybedince de adeta kahroluruz. Fanatiklik te sınır tanımayız genelde.

Öte yandan “futbol da sadece bir spor kazanmak da var, kaybetmekte. İyi oynasınlar ve kazansınlar. Zaten işleri bu… Spor kardeşliktir, dostluktur. Centilmenlik önemli. Irkçılık dahil şiddetin her türüne hayır” diyen ne kadar az kişi var çevremizde değil mi?

Sporu her yaşta uygun şekilde ve yaşımıza ve sağlığımıza uygun şekilde yapmalıyız. Sahi siz spora, kazanmaya, kaybetmeye nasıl yaklaşıyorsunuz?

 

ABDULLAH BOZGEYİK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir