Fatih Çintimar, sanılıyor ki, biz yurt dışından parayla atlet getiriyoruz…

Röportaj: Sinan Karaca
1- Bugün Atletizm Federasyonu Başkanı Sayın Fatih Çintimar ile birlikteyiz. Kendisine teşekkür ediyoruz. Kısaca sizi tanıyalım ve başarıya giden yolda ne gibi zorluklarla karşılaşıp bunları nasıl aştınız?

1969 Erzurum doğumluyum. 10 yaşımdan bu yana atletizmin içindeyim. 1984-98 yılları arasında aktif olarak mesafe branşlarında atletizm yapıp, defalarca milli formayı giyme onurunu yaşadım. Ardından akademisyen olarak Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde görev yaptım. Daha sonra Erzurum’da Spor İl Müdürlüğü görevine getirildim ve bu görevi de 2011 Kış Universiade sonrasına kadar sürdürdüm. Temmuz 2011’de Buz Hokeyi Federasyon Başkanı oldum. 30 Eylül 2013’te ise olağanüstü kongrede Türkiye Atletizm Federasyonu başkanlığına seçildim. Sporcu olarak yıllarımı verdiğim atletizme hizmet etmek, benim için en büyük gurur vesilesi. Atletizm, tüm sporların temelini oluşturan çok özel bir branş. 

Göreve geldiğimizde bir takım sıkıntılar yaşanıyordu. Bu sıkıntıları camiamızı kenetleyerek ve tüm kuşakları bir araya getirerek aşmayı başardık. Bize bakanlığımız ve genel müdürlüğümüz ilk günden beri güvendi. Devlet büyüklerimizin desteği sayesinde buralara geldik.

2- Atletizm spor tarihinin en köklü branşlarından biri. Bu kadar önemli bir branşta ülkemizi dünya ile kıyaslarsak hangi konumdayız ? Olumlu ve olumsuz yönlerimiz nedir?

Türkiye atletizmi, şu anda Avrupa’nın önde gelen güçlerinden biri. bunu hem Amsterdam’daki 2016 Avrupa Şampiyonası’nda, hem Avrupa Kros Şampiyonası’nda, hem de Londra’daki Dünya Atletizm Şampiyonası’nda ispatladık. İlk kez dünya şampiyonu çıkardık ve artık hedefimiz atletizmde ilk olimpiyat altınına da ulaşmak olacak. O günler uzak değil.

3- Atletizm Federasyonu olarak nasıl bir yol izliyorsunuz ? Projeleriniz ve çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Çalışmalarımızın birkaç ayağı var. Profesyonel atletizm, altyapı, eğitim ve tesisleşme. Son dönemde 2024 hedefli altyapı projelerimiz biraz daha öne çıktı. Sporcu sayımızı artırmaya yönelik ciddi çabalarımız var ve bunun karşılığını alıyoruz. Türkiye’de şu an 200 bine yakın lisanslı atlete sahibiz. Bunu çok kısa süre içinde ikiye katlayacağız. Bu yıl başladığımız 15 bölge isimli altyapı projesiyle Türkiye’yi baştan başa tarıyoruz. Deneyimli teknik kadromuz, yeni yıldızlar keşfetmek için her an görev başında. Sadece altyapı değil, ayrıca kurumsallaşma ve tesisleşme anlamında da ciddi bir aşama kaydettik. Bu yılın başlarında yeni federasyon binamızı hizmete sokmuştuk, şimdi de İzmir’de yeni bir Olimpik hazırlık merkezi inşaatına başlıyoruz. 

4- 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları hazırlıklarınız nasıl gidiyor ? Hedefimizde neler var?

Elbette her spor dalının ana hedefi Olimpik başarıdır. Atletizmde de öyle. Ama bu hiç kolay bir şey değil. 212 ülkenin yarıştığı bir yarışmadan bahsediyoruz. Tek bir madalya bile çok değerli. Maddi-manevi karşılığı ölçülemeyecek bir başarı. Biz 2016’da değerli atletimiz Yasmani Copello ile bir bronz kazanmıştık. 2020’de hedefimizi iki madalya olarak belirliyoruz. İnşallah iki madalya ve birkaç finalle Tokyo’yu bugüne kadarki en parlak Olimpiyatımız haline dönüştüreceğiz.

5- Atletizmi nasıl yaygınlaştırabiliriz ve sürdürebiliriz? Çalışmalarınız var mı?

Çocuklara bu sporu tanıtmak ve sevdirmek bunun kilidi. Çocuk Atletizmi projemizle okullara ve üniversitelere düzenli olarak ulaşıyoruz. Altyapıda sponsorlarımızla birlikte yaptığımız bazı yarışmalar var. Ben özellikle 12-16 yaş grubundaki müsabakaları ve oyun şeklindeki atletizmi çok önemsiyorum. Bu sayede çocuklarımızı pistlere çekiyoruz. Ama şu anda bu çalışmalar yeterli değil, sayıyı artırmamız gerekiyor. Onun için de sponsor desteğine ihtiyaç duyuyoruz. bu konudaki çalışmalarımız sürüyor.

6- Kaliteli antrenör ve sporcu yetiştirmek neler yapılabilir ve bu konuda nasıl bir yol izliyorsunuz?

Eğitim ve bilgilendirme seminerleri önemli. Biz de federasyon olarak yıl içinde onlarca seminer düzenliyoruz. Üniversitelerdeki değerli hocalarımız, hem antrenörlere, hem sporculara, hem de ebeveynlere yönelik konferanslarda sunumlar yapıyorlar.

7- Devşirme sporcular hakkında düşünceleriniz nelerdir? 80 milyon nüfusu aşkın ve çeşitli kültürlere sahip olan ülkemizde bizi devşirme sporcuya iten unsur nedir? Önüne geçebilir miyiz?

Bu konu Türkiye’de başından beri yanlış tartışılıyor. Burada medyanın yeterli bilgi edinmeden yaptığı yayınlar insanları etkiliyor. Sanılıyor ki, biz yurt dışından parayla atlet getiriyoruz, yerli atletlerin hakkını transferlere ödüyoruz. Bir kere bu iddia tamamen yanlış! Milli takım kamplarındaki atletlerimizin her biri eşit şartlara sahip. Türkiye veya yurt dışı doğumlu tüm atletlerimize aynı imkanları sunuyoruz. Kimseye hak ettiği ödül yönetmeliği ve kamplar dışında transfer ücreti ödenmesi söz konusu değil. Bunu netleştirelim. 

Bir diğer yanlış da, sanki sadece Türkiye milli takımında yurt dışı doğumlu atlet var. Bugün toplumunda büyük oranda Afrika kökenli vatandaşı bulunan İngiltere dahil, dünyadaki tüm ülkelerde başka ülkede doğmuş isimler bulunuyor. Önemli olan, bu atletlerin gençlerimizin önünü açması ve onları motive etmesi. Misal, Yasmani Copello’yu örnek alan Mersinli genç çocuğumuz Sinan Ören’in geldiği nokta ortada. 13 yıllık Türkiye rekorunu kırdı ve Copello’yu bir abi olarak görüyor. Bunları kimse konuşmuyor. 

8- Doping konusunu Atletizm branşında maalesef ki çok kez görüyoruz. Bu konuda çalışmalarınız var mı? Doping hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dopinge karşı sıfır tolerans iddiasıyla göreve gelmiştik ve başarımız ortada. 2013’te 30 küsür atletimizin yaşadığı bu belayı def etmek için çok sıkı çalıştık ve 2014’ten beri bir kaç düşük seviye atlet dışında pozitif sonucumuz çıkmadı. Son dönemdeki cezaların büyük bölümü de, 2008-2010 dönemlerindeki numunelerin tekrar testlerinden geldi. Bu konuda çok iyi noktadayız ve IAAF ile WADA’dan büyük övgü alıyoruz. Tavizsiz bir şekilde mücadelemizi sürdüreceğiz.

9- Hiç spor yapmayan bir genci spora ve Atletizm branşına şu an davet etmek istesiniz  neler söylerdiniz?

Atletizm bir tutkudur. Herkes, kendi fiziki yapısına ve çevre şartlarına göre atletizm yapabilir. Dünyada bu kadar çeşitliliği olan başka bir spor dalı yok. Ayrıca çok yaygın ve her yerde, her zaman yapılabilecek bir spor. 

10- Bizi kırmadığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak dergi okurlarımıza neler söylemek isterseniz? 

Ben teşekkür ederim. Okurlarınıza harika bir spor olan atletizmi daha yakından takip etmelerini, sporun güzelliklerini yaşamalarını temenni ederim. Çocuklarını lütfen sahalara getirsinler ve spora başlamak istiyorlarsa lütfen çekinmeden bizimle temas kursunlar. 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir