Ogün Koca, yüksek tutarlardaki takım ve çok …

Röportaj: Sinan Karaca

Bugün Türk futbolunun önemli teknik direktörlerinden sayın Ogün Koca ile birlikteyiz. Bizi kırmadığı için kendisine teşekkür ediyoruz. Kısaca kendinizden bahseder misiniz ?

09.08.1965 doğumlu 3 erkek çocuk babasıyım. Hem emekliyim , hem çalışıyorum , geriye kalan vaktimi özellikle STK ile geçiriyorum. Bunun içinde futbol ile alakalı dallarda var. Spor denildiğinde aklıma ilk gelen iyi bireylerin topluluğunun olduğu yer aklıma geliyor. Bu nedenle tüm spor dallarına olan saygım ve ilgim çok farklıdır.

Futbola merakınız nereden geliyor ? Futbol ile nasıl tanıştınız ?

Futbola olan ilgim çocukluk yıllarıma dayanıyor , ve futbolu gerçekten seviyorum. Önce ağabeylerimizin ayakkabılarını ve formalarını taşıyarak futbolun içinde olmaya başladım. Sonrasında yaşımız büyüyünce futbol sahasının içinde oyuncu olarak bulunmaya başladım. Kalecilik ve forvet oyunculuğu ile yıllarca futbol oynadım. Yaşımız iyice ilerleyince edindiğimiz tecrübeleri gençlere aşılamak için antrenör olarak görev almaya başladım. Geri kalan zamanlarım da Yerel Futbol sitesinde kaleme alınacak şeyler için gönüllü olarak ek bir görev daha üstlendik.

Bir teknik direktörü farklı ve başarılı kılan anahtar özellikler nelerdir?

İlk başta bana göre KİŞİLİK geliyor. Sonrasında AMAÇ geliyor. Kendi kişiliğinize uygun olarak futbol kulübü veya başka bir spor dalı olsa da başında olacağınız yerin oyuncuları , yöneticileri ve kulüp görevlileri ile iyi bir diyalog içinde olunması gerekiyor. Bir takımı takım yapan uyumdur. Amaç olarak başarıya bakış açısı önemli. Alt yapı ile ilgileniyorsanız yetiştireceğiniz oyuncu sayısından çok oyuncu kalitesi önemlidir. Karakterli ve iyi oyun sergileyen oyuncu yetiştiğinde bunun gururu anlatılamaz. Büyükler kategorisinde de eğer yetiştirdiğiniz oyuncular ile başarı yakalıyorsanız bu gurur katlanıyor.

Avrupa liglerinde ülkemizi temsil eden teknik direktör olmayışının nedeni sizce nedir ?

Avrupa’da olmamız aslında çokta gerekli değil. Bizlerin hedefi öncelikle futbolcularımızın MİLLİ TAKIMLAR için yetenekli ve değerli oyuncular yetiştirmesi olmalıdır. Önceliğimiz kendi ülkemizin futbolu için katkılarda bulunmak hedeflenmeli. Olmama sebebi zaten buradan ortaya çıkıyor. Kendimizi Avrupa’ya kabul ettirmemiz için önce futbolcularımızın sayısını arttırmalıyız. Ki Avrupa kulüpleri bu yoldan çıkarak antrenörlerimize değer versin. Ancak bir örnek ile şunu söyleyebilirim , bizim ülkemizde büyük denilen kulüplere baktığınızda bir antrenör ile kaç sezon çalışıyorlar da geleceğe temel atıyorlar ? Ve alt yapılarından gelen kaç tane oyuncusunu A takımda oynatabiliyorlar ? Yani Avrupa’da antrenörlerimizin olmama nedenlerinin başında kulüplerdeki başarı hırsı geliyor.

Üst liglerde çalışabilecek lisansa sahip bir çok teknik direktör varken aynı isimlerin sürekli olarak tercih edilişini neye bağlıyorsunuz ?

Tamamen iyi ve yetenekli kişilerin şanssızlığıdır bu olay. Lobi gibi düşünün. Adamcılık gibi düşünün. Aslında futbolumuzun kanayan yarasıdır bu konu. Amatör ligdeki bir hocanın işine verdiği manevi değeri üst liglerde maalesef göremiyoruz. Üst liglerde para kazanmaya önem veriliyor. Bunun maddi değil maneviyatın değeri yüksek olan yöne çevrilmesi gerekiyor. Yüksek tutarlardaki takım ve çok yabancı oyuncu ile elde edilen başarı bana göre tam başarı değildir. Kulüpler getirecekleri hoca ve onun getireceği oyuncuları düşünerek aynı kişiler veya menajerler ile çalışmayı seçiyorlar.

Futbol piyasasında artık bir oyuncunun bonservis bedeli 220 milyon EURO gibi rakamlara çıktı. Bu durumda ister istemez amatör camiaya bile yansıyor. Amatör liglerde görev yapan antrenörler ve sporcular futboldan kazandığı para ile hayatını sürdürebiliyor. Bu durum sizce doğru mu? Bir çok antrenör ve futbolcu parasını alamayıp mağdur duruma da düşebiliyor. Bu durumu neye bağlıyorsunuz ve nasıl bir önlem alınmalı ?

Profesyonel liglerde yapılan anlaşmalar doğrultusunda herkesin bir hak arama yolu var. Ancak amatör liglerde böyle bir durum yok. Bir kulüp yarıştan kopacağını anladığında maddi maliyeti yüksek olacağını düşündüğü hoca ve futbolcu ile hemen yollarını ayırabiliyor. Aynı şekilde hoca ( Anlaşarak , imza alması gerekiyor) ve futbolcuda ( Ara transfer döneminde transfer bedelini yatırarak ) bunu yapabiliyor. Mağdur olmak demek , mağduriyeti ortaya çıkranın düşünce , karakter ve bakışı ile alakalı sorunun olduğunu gösteriyor. Ben küme düştüğü halde oyuncusunu çağırıp kalan parasını ödeyen kulüp bile biliyorum. (Haliç spor) Burada vurgulayacağım şey herkesin bu işi düzgün yapması durumunda mağduriyet durumları ortadan kalkacaktır. Önlem dediğimiz şeyin karşılığı olan sorunu kökten çözmek adına kötü düşüncelerden arınmalıyız.

Amatör kulüplerin tesis anlamında da sıkıntı çektiğini gözlemliyoruz. Sizce tesislerimiz yeterli mi ? Neler yapılmalı ?

Elbette ki tesisler yeterli değil. Ama bunun sebebi anlamsızca çoğalan kulüp sayısı ile orantılıdır. Şöyle düşünün , bir kulüp var SİNANSPOR , başkan sensin , birde senin muhalefetin var. Muhalefet sana kızıyor , ÖZSİNANSPOR diye bir kulüp kuruyor. Sonra bu kulüpte de bir başkan var ve bununda bir muhalefeti var , o muhalefette kızıyor ve HAKİKİSİNANSPOR diye kulüp kuruyor !!! e zaten ilçede 10-15 kulüp var bunlarda olunca sayılar 25-30 oluveriyor… Bu tesis yetersizliğin kulüp ayağı. Birde tesislerin özelleştirilip işletmelere verilmesi geliyor. Belli saatler dışında ( Gündüz ) idman için sahayı kullanmak zorlaşıyor , ve en yakın olan ilçe yerel yönetime ait olan sahaya yığılma oluyor buda saat ve sahanın kullanımı olarak sorun çıkarıyor. Amatörlerde biliyorsunuz çalışan ve okuyan çocuklar çoğunlukta o nedenle idmanlar akşam tercih ediliyor. Ancak İstanbul ilimizde örnek olarak Kağıthane ve Küçükçekmece ilçelerinin yerel yönetimlerinin spora ve özellikle futbola verdiği değeri söylemeden geçmemek lazım. ( Diğer ilçelerde iyi işler olabilir , ancak benim çok iyi bildiğim iki ilçe olduğu için bunları örnek verdim.)

En önemli olan konulardan biriside alt yapı. Ülke olarak alt yapı olarak hangi konumdayız ve nasıl geliştirebiliriz ?

Aslında alt yapılarımız bana göre iyi durumda. Özellikle amatör takımlarımızın alt yapıları çok çok değerli. Profesyonel takımların alt yapı sorumluları devamlı olarak amatör takımlarımızdan oyuncular alarak kendi alt yapılarını oluşturuyorlar. Ancak buradaki sıkıntıda , profesyonel takımlara giden küçük yaştaki bir oyuncunun orada tutulması ve önünün açılmaması da sorun teşkil ediyor. 40-50 kişi toplayan bir kulüp arasından 15-20 kişiyi seçiyor. Ve oluşturacağı takımada o sezon için 5-10 kişiyi alıyor. Bu sırada lisans işlemi yapılan oyuncu , kulüpten lisansını istediğinde “ şu kadar para getir yada o kulübe gidemezsin “ gibi cevaplar alınıyor ve geleceği olan bir çok küçük yaştaki oyuncunun da önü kesilmiş oluyor. Amatör liglerimizde bu konuda gerçekten yapıcı ve geleceğe dönük iyi işler yapan bir çok kulüp olduğunu biliyoruz. Her takımın düşüncesi iyi bir oyuncu yetiştirmek olsa ve herkes birbirine destek olsa zaten ülke futbolumuz çok daha iyi yerlerde olabilir.

 

Hiç spor yapmayan bir genci spora davet etmek isteseniz şuan neler söylerdiniz ?

Elimde olsa ona yatkın olan bir sporu mutlaka anlatırım. Bu Bilardo olur , Kayak olur , Masa Sporu olur . Yani öncelikle o kişiyi tanımak lazım , ona göre anlatım yapmak lazım. Şu ata sözünü bir kere ezberletirdim “ işleyen demir pas tutmaz “ . Aslında spor yapmak bir sosyalliktir , ancak bunda daha önemlisi kişinin sağlığı için önemlidir. Bunları anlatırdım. Biz son çalıştığım kulüpte KADIN FUTBOLU için onlarca kız çocuğunu futbola başlattık. Bunu başarmak anlatanın elinde , ama tabi ki karşınızdakinin de bunu anlaması için yeterli açıklığa sahip olması gerekiyor.

 

Vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz ?

Öncelikle bana böyle bir fırsatı verdiğiniz için size çok teşekkür ederim. Sporun iyi yerlerde olması için sahalardaki başarı ve hazırlıkların dışında sizin gibi görsel ve yazılı basınında iyi şeyler yaparak güzel örnekleri sergilemesi gerekiyor. Sizin de bu konudaki başarınızın altını çizmek lazım. “ Ben sporcunun zeki çevik ve ahlaklısını severim” sözünün her zaman her spor kulübünün öncelikli düşüncesinin olması gerekiyor. Bizlerin geleceği olan genç oyunculara büyük oyunculardan daha çok değer vermemiz gerekiyor. Bunları yetiştirenlere de daha çok imkanlar vermeliyiz. Siz bir meyve fidanına zamanında iyi bakarsanız o ileride bir ağaç olur ve Meyve verir …

Bana verdiğiniz şans için çok çok teşekkür ederim. Umarım bu yolda rabbim yar ve yardımcınız olur. Başarılı çalışmalarınızın devamını temenni ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir