Elif Aybüke Yılmaz, şampiyonluk beklerken …

Röportaj: Sinan Karaca

1-Bugün ülkemize defalarca gurur kaynağı olmuş ve Dünya ve Avrupa şampiyonumuz Elif Aybüke Yılmaz ile birlikteyiz. Öncelikle Elif Aybüke Yılmaz kimdir diyelim ve bu başarılarına ulaşırken nasıl bir serüvenden geçtiğini soralım.

Merhaba. Ben Elif Aybüke Yılmaz. 1993- Ankara doğumluyum. 2 dünya, 3 avrupa şampiyonluğum 20 ulusal şampiyonluğum mevcut. 1997 yılından beri Taekwondo’nun poomsae disiplini ile ilgileniyorum. Şuan Ankara Büyükşehir Belediyesi ASKİ Spor kulübü bünyesinde profesyonel spor hayatıma devam ediyorum. Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği mezunuyum ve hali hazırda Gazi üniversitesi Sağlık bilimleri Enstitüsü Spor ve Sağlık bilim dalında yüksek lisans yapmaktayım.

2- Taekwondo branşına sizi iten unsur neydi ? Hayatınızın dönüm noktası var mı ?

Babam 4 dünya şampiyonluğuna sahip Türkiye madalya rekortmeni bir sporcudur. Tabiki özenme ve başlama sebebim babam fakat içimde küçüklüğümden beri kendimi ispatlama ve gösterme içgüdüsünü taşıyorum. Başlama sebebim her ne kadar babam olsa da devam etmekteki iç motivasyonum doğuştan geldiğine inandığım bu tutku ve ilham olma isteği. Hayatımda birçok dönüm noktam oldu. 2008 de ilk dünya şampiyonluğum, 2011de ilk Avrupa şampiyonluğum ve aldığım tüm dereceler bir noktada hayatımın amatörlükten profesyonelliğe geçişini ilmek ilmek dokudu diyebilirim. Fakat aralarından tabiî ki en etkili olanı son dünya şampiyonluğum ve aldığım MVP (most valuable Player – En değerli sporcu) ödülü oldu.

 

3-Başarınızın sırrı nedir ? Genç sporculara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz ?

Kimsenin bana inanmadığı zamanlarda ben kendime sonsuz bir inanç besledim. Her sporcunun hayatında mutlaka böyle bir dönemi olmuştur. O dönemleri hakkıyla yaşadım bence. Dipleri gördüm. Şampiyonluk beklerken son dakikada 0.01 lik bir puanla derece bile alamadığım yarışmalarım oldu. Ama dedim ya yılmadım. Dimdik durdum. Her yenilgiden bir ders çıkardım. Daha çok çalıştım, daha çok okudum, daha çok araştırdım, kendi yöntemlerimi buldum. Hatta şuan bu yöntemleri kitap haline getiriyorum. Ve sonunda sportif başarı açısından gecelerce hayalini kurduğum o noktaya 2 ekim 2016 da ulaştım. Şükür. Şuan bambaşka hedeflerim var ve onlar üzerinde başka yollar üzerinde yürüyorum. Tavsiye olarak da bunları önerebilirim tabi. Her nasibin bir zamanı vardır. O zamana erişmek de kişinin kendini ne derecede geliştirdiği, kendine ne kadar inandığı ve ne kadar büyük bir tutkuyla o nasibe ulaşmak isteğiyle alakalı bence.

4-Taekwondo branşında ülkemiz hangi konumda ve dünya ile kıyaslarsak neler söylemek istersiniz.

Son 10 yılı aşkın süredir Türk Taekwondosu hem sportif başarı açısından hem de yönetim konusunda dünyada söz sahibi olan bir konumda. Bu konuma ulaşmak için federasyonumuz ve bünyesindeki milli takımlar, antrenörler, alt yapı kulüpleri büyük bir iş birliği ve istikrarla çalıştık. Çalışmaya da devam ediyoruz. Türk Taekwondo’su şuan ülkemizdeki en başarılı branşlardan biri olmasını bu istikrara ve birliğe borçludur.

 

5-Kariyerinizde yeni hedefleriniz var mı ? Nasıl bir yol izliyorsunuz ?

Sportif kariyerimi bir müddet daha devam ettirmek niyetindeyim. Sonra her sporcu gibi bende başka yollardan türk spor camiasına hizmet vermek istiyorum. Hali hazırda 4. Kademe Taekwondo antrenörüyüm  ve babamla birlikte sporcu yetiştiriyoruz. Şuan spor kulübümüzde 15 lisanslı ve minimum Avrupa şampiyonu sporcumuz var. İlerleyen safhalarda daha profesyonel bir yapılanmayla kendi spor akademimi kurarak her alanda profesyonellerle çalışıp sporcu yetiştirme konusunda karar aldım. Aynı zamanda bilime her daim inanmış bir insan olarak akademisyen olma yolunda da kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Nasipte varsa hepsini yaşayıp göreceğiz inşallah.

 

6-Milli forma ile başarıya giden yolda motivasyon kaynağınız nedir? Dünya ve Avrupa şampiyonu olduğunuzda neler hissettiniz ?

İlham kaynağı olmak en büyük ilham. Benim mottolarımdan biri bu. Gençlik ve Spor Bakan Yardımcımız Abdurrahim Boynukalın’ın yaptığı bir konuşmada şu sözleri dikkatimi çekmiş ve beni çok etkilemişti: “ Yarın bir gün hepimiz vefat edeceğiz, biz öyle güzel çalışalım ki, öyle samimi çalışalım ki öncelikle öbür tarafta Allah’a anlatabilecek çok güzel hikayelerimiz olsun.” Böyle güzel ve yüce bir düşünceyle çıktığımız her yolda motivasyon kaynağı olmak da mümkün, insanların hayatlarına dokundukça kendini motive etmek de.. Ben bu şekilde motive oluyorum ve bu bana büyük bir haz veriyor.

Aslında bakarsanız Avrupa şampiyonlukları büyük hisler yaratmadı bende. Potansiyel olarak Avrupa’lılar Türk’lerle başa çıkabilecek sporcular yetiştirmediler daha. Fakat dünya şampiyonu olmak bambaşka. Nasıl anlatılır gerçekten bilmiyorum. 20 yıl boyunca uğrunda gözyaşlarınızın alın terinizle karıştığı bir dava. Kazanan sizsiniz. Dünyanın zirvesi. Tüm dünya sporcuları ve antrenörleri uğraşlarınızı görmüş ve sizi ayakta alkışlıyor. Siz ne hissederdiniz? 🙂

 

7-Bu süreçte yeterli desteği bulabildiniz mi ? “ Şu şekilde yapsaydık daha iyi olabilirdi “ dediğiniz bir durum oldu mu ?

Amatör bir spor branşıyız. Spor politikamız dahilinde yönetmelikler ve yürürlülükler mevcut. Bana tanınan her haktan neredeyse faydalandım tabi. Fakat Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kulübüm ve federasyonum dışında performans anlamında bana destek olan bir kurum olmadı. Bir sponsor edinemedim kendime mesela. Dünyanın 19 ülkesini görmüş, 9 farklı ülkede uluslararası seminerler vermiş ve hala vermeye devam eden bir spor insanı olarak hala bir sponsorum yok. Olsaydı eğer, 20 yıl sürmezdi dünya şampiyonu olmam. Yada yaşadığım o riskli sakatlıkları yaşamazdım ya da yaşasam bile kendi kendimi iyileştirmektense daha profesyonel yardımlarla süreç daha az yıkımla sonuçlanırdı.

 

8-Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen Türkiye Spor Zirvesi’nin Sporcu Komisyonu’nda yer aldınız. Organizasyon hakkında neler düşünüyorsunuz ?

Organizasyon ilki olmasına rağmen oldukça profesyonel şekilde düzenlendi. Ben katılmaktan büyük zevk aldım ve onur duydum. Bir çok oturumda Türkiye’nin en önemli spor bilim insanlarından öğretiler edindim ve en değerlisi de buydu benim için. İyi ki bu organizasyonları düzenleyen cesur insanlar var. Sonuna kadar tam destek.

 

9- Son olarak Le Sport Magazine okurlarına söylemek istediğiniz ve eklemek istediğiniz şeyler var mı ?

Sportif yaşam herkes içindir. Spor yapmak geleceğimize yapacağımız en güzel yatırımdır. Bunu yapınca göreceksiniz. Zihniniz daha temiz bir hal alacak ve spor yaptıkça yaptığınız iş için araştırmalara başlayacaksınız. Bulduklarınızla yetinmeyin. Daha çok sorun, daha çok uygulayın ve eğitimin asla bitmeyeceğini unutmayın. Dipnot: Dünyayı da sevgi kurtaracak :)Sevgiyle kalın …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir