Esra Karagöz, tek başıma deplasmanlara gidiyordum

Röportaj: Sinan Karaca

1- Bugün Milli Takımlar Psikoloğu Sayın Esra Karagöz ile beraberiz.Öncelikle kısaca kendinizi bize tanıtır mısınız ?
Kariyer basamaklarını çıkarken nasıl bir serüven yaşadınız ?

Adanalıyım,Almanya’da doğup Adana’da büyüdüm.Adana’da zaten hep sporun içindesiniz,Adana Anadolu Lisesi de öyle;ülkemizin birçok değerli sporcusu bizim okuldan çıkıyor.Okul eğitim alanında olduğu kadar sporda da çok başarılı bir okul.Bu şekilde
zaten hep sporun içinde büyüyen biri oldum.Adanaspor-Adana Demirspor olmak üzere hep bir taraf olmamız gerekiyordu.(Şu an tarafsızım) Sporla yaşayan bir şehirde büyüdüğüm için üniversite hayatımı da sporla dolu bir şehirde yaşamak istedim.Bu yüzden İstanbul Üniversitesi’ni yani İstanbul’u tercih ettim.İlk olarak İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü ile başlayıp
psikolojiden yandal yaptım.Ardından klinik psikoloji yüksek lisansı okuyup bir de psikoloji lisans okudum.Daha sonra hipnoz eğitimi aldım,hipnoterapist olarak bir klinikte klinik psikolog olarak çalışmaya devam ediyordum.Bu şekilde kariyerime devam ederken Barcelona-Atletico Madrid maçını izlemek için Barcelona’ya gittim.Orada Atletico Madrid kampını ziyaret etme şansım
oldu ve teknik ekipte bir psikolog olduğunu gördüm.İlk kez böyle bir şeyle karşılaşıyordum,ben okurken spor psikolojisi seçmeli ders olarak bile gösterilmiyordu.Bu alandaki çalışmalar üzerine hiçbir fikrim yoktu.Türkiye’ye geldiğimde bunun eğitimini almak istedim ama Türkiye’de böyle bir olanak yoktu.Meksika’daki Azteca Üniversitesi’ne başvurdum ve kabul edildim. Florida State Üniversitesi ile 3 yıllık bir araştırma yaptım ama Türkiye’de ölçekleri uygularken çok şağlıklı sonuçlar alamadığım için daha sonra gen bilimler üzerine yöneldim.Gen bilimler üzerine de doktora tezimi tamamladım.

2- Sizi spor psikolojisine iten unsurlar neydi?

Spor psikolojisine beni iten unsurlar;az önce söylediğim gibi sporun içinde büyüyen bir insandım ve spor her zaman benim en büyük hobimdi.Hatta hobiden ziyade spor benim için bir yaşam biçimiydi.Tek başıma deplasmanlara gidiyordum,trübün
arkadaşlarım vardı,zaten arkadaş çevremin çoğunu tribünlerden tanıyorum.Bu tarz bir yaşamın içindeyken spor psikolojisiyle de
tanışınca hobimin içinde bir meslek bulduğumu farkettim.Ama mesleğiniz olduktan sonra ister istemez hobinizden
uzaklaşıyorsunuz.Benim için mesleğin tek kötü yanının bu olduğunu söyleyebilirim.

3-Ülkemizin spor psikolojisine bakış açısı nasıl?Neler gözlemlediniz ve zorlandığınız durumlar oldu mu?

Maalesef ülkemizde spor psikolojisi henüz çok bilinmiyor.Beslenme uzmanları,fizyoterapistler,psikologlar takımlarımızda yeni yeni çalışmaya başlıyor.Fizyoterapistler bile takımlara daha yeni katılıyor ve takım içinde masörler kadar itibar görmüyorlar.Keza psikologlar hiç bilinmiyor,ülkemizde yüzlerce spor kulübü var ve sadece birkaç tanesi spor psikoloğu ile
çalışıyor.Yöneticilerle görüştüğümde hepsi spor psikoloğuna çok ihtiyaçları olduğunu,takıma çok faydalı olacağını
bildiklerini ama takımın buna ayıracak bütçesi olmadığını ya da antrenörün istemeyeceğini söylüyor.Ama ben spor psikolojisi alanının ülkemizde 5 yıl içinde tamamen oturacağını düşünüyorum.Zorlandığım durumlar tabi ki oldu,kadın olduğum için cinsiyetim açısından zorlandım,meslek olarak da zorlandım,alanımız çok fazla bilinmediği için genelde kapı çalan taraf
biz oluyoruz.Bize talepler daha yeni yeni gelmeye başlıyor.Mesleğin başında çok kapı çaldım ve çok reddedildim.
Ama her zaman yılmadan devam ettim çünkü işimi çok seviyorum.En büyük üzüntüm;bir futbol takımıyla çalışacaktım,başkan beni çok istedi ama antrenör kadın olduğum için çalışmama karşı çıktı.Beni en çok üzen ve zorlayan durum bu oldu.

4-Dünyada spor psikolojisi ne seviyede ve örnekleri nelerdir?Ülkemizle kıyaslarsak biz hangi konumdayız?

Dünyada spor psikolojisi çok iyi bir seviyede.örneğin Nadal kupasını aldığında ilk önce gidip psikoloğuna sarılıyor. Bunun en açıklayıcı örneğini futboldan vereyim;son dünya kupasında Almanya Milli Takımı’nda birkaç tane spor psikoloğu vardı ama Brezilya Milli Takımı’nda yoktu.Hatırlarsanız Brezilya Almanya’dan teknik olarak çok eksik bir takım olmamasına rağmen
finalde 7-1 kaybetti.Brezilya takımı penaltı kaçırdığında futbolcular ağlıyordu ya da turnuva genelinde takım sürekli bir panik halindeydi.O finalden sonra Brezilya hemen Almanya’yı kopyalama yoluna gitti ve ilk iş olarak takıma bir psikolog getirdi.Bunun orada eksikliğinin hissedilmesi bile bizim için çok önemli bir noktaydı.Brezilya şu anda hala psikologla çalışmaya devam ediyor.Spor psikolojisi dünyada çok ileri düzeyde,özellikle Almanya bu konuda çok disiplinli çalışıyor.

Almanya’da her takım en az bir psikologla çalışıyor.Cristiano Ronaldo’nun takımdan ayrı 30 kişilik kendi ekibi var ve bu ekibin içinde psikolog da var.Sonuç olarak dünya bu alanın öneminin farkında,biz bu alanda henüz gelişemedik ama ben inanıyorum ki biz de mutlaka o seviyelere ulaşacağız.

6-Polonya’da düzenlenen U20 İşitme Engelliler Avrupa Şampiyonası’nda Kadın Milli Takımımız şampiyonluğa ulaştığında siz de o kafilede yer alıyordunuz.Engelli sporcularınızla çalışırken farklı bir yöntem kullandınız mı ve zorlandığınız anlar
oldu mu? Şampiyona sürecini anlatır mısnız?

Benim için çok heyecan verici bir süreçti.Takımla ilk kez Deaflympics’te tanışmıştım,iki üç aylık bir süreçte birlikte olmuştuk.Engellilerle çalışırken tabi ki biraz daha farklı bir yöntem izlememiz gerekiyor.Aralarında hiç duymayanlar ve biraz duyanlar vardı.Aynı şekilde hiç konuşamayıp biraz konuşabilenler de vardı,böyle bir kafileydi.Ama Deaflympics gibi
büyük bir organizasyonda birbirlerine çok kenetlenmiş bir vaziyetteydiler.Bu yüzden Deaflympics ve Avrupa Şampiyonası arasında çok kısa süre olmasının büyük avantajı oldu.Zaten onlar inanılmaz inançlı bir takımdı.Onlarla çalışırken tabi ki farklı
bir yöntem kullandım çünkü bizim işimizin en önemli noktası iletişim ve sporcularla çalışırken iyi sonuçlar alabilmemiz için önce iyi bir iletişim kurmamız gerekiyor.Onların sayesinde işaret dili öğrendim ve işaret dilinin kelime haznesi daha dar olduğu için daha az kelimeyle daha fazla şey anlatmam gerektiğinin farkına vardım.Genel olarak çok heyecan verici
ve güzel bir süreçti.Örneğin Türkiye’de hiçbir maçta benchte oturamazsınız ama ben orada benchteydim ve takımın her anında takımla birlikteydim.Turnuva sonunda İstiklal Marşı’mızın okunması,bayrağımızın göndere çekilmesi inanılmaz ve tarif edilemez
duygulardı.

7-Geçtiğimiz günlerde ülkemizin tarihinde bir ilk olan Türkiye Spor Zirvesi’nin komisyon üyesi olarak katılım sağladınız. Organizasyon hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Organizasyona öğrencilerimle birlikte katıldım,çok güzel bir organizasyondu.Bazı oturumlardan mesleki olarak çok faydalandığımızı düşünüyorum.Farklı farklı konuklarla farklı farklı deneyimler yaşadık.Organizasyon ilk kez yapıldığı
için birtakım aksaklıklar mutlaka olmuştur ama bunlar bizlere hiç yansıtılmadı,bu açıdan organizasyonu gerçekleştirenlere teşekkür ediyorum ve ikincisini heyecanla bekliyorum.Hatta ikincisinde daha aktif bir rolde yer almak için yüksek bir  enerjiye sahibim.Ülkemizin bu tarz faydalı organizasyonları daha fazla gerçekleştirmesi gerektiğini düşünüyorum.

8-Son olarak Le Sport Magazine okurlarına söylemek istediğiniz şeyler var mı?

Şu an bu röportajı okuyanlara söylemek istediğim;ben buralara kolay gelmedim,belki çok matah bir yere de gelmedim aslında ama hayatımda hep karşıma çıkan doğru fırsatları değerlendirdiğimi düşünüyorum.Buradaki anahtar kelime ‘doğru fırsat’.

Bir tavşan terapiste gidip ben timsah olmak istiyorum dediğinde onu timsah yapamazsınız ama belki havuçla iyi geçinmesini sağlayabilirsiniz.Hayallerini,ideallerini bu şekilde seçtikleri zaman yapamayacakları,gerçekleştiremeyeceğihayalleri olmaz.Üniversite tercih zamanlarının yaklaştığı bu dönemde onlara hayallerinin peşinden gitmeleri gerektiğini söyleyebilirim.Annem babam ne der,insanlar ne der diye düşünüp tercih yapmasınlar.Ve her zaman söylüyorum spor psikologluğunu
düşünenler bana istedikleri zaman ulaşabilirler.Ben elimden geldiğince bu mesleği tanıtmaya ve meslektaş sayımın artmasına katkıda bulunmaya devam edeceğim.Sonuç olarak meslekleri ne olursa olsun hepsine hayatlarında başarılar diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir