Ayşenur Çankaya, İlçe ve köylerde evlerde kapalı kalan duyma engelli çocukları araştıracağım

Röportaj : Sinan Karaca

1-Öncelikle Ayşenur Çankaya kimdir ? Kendinizi kısaca bize anlatır mısnız ?

Merhabalar ben Aysenur Çankaya, 1 Ocak 1997 Sandıklı doğumluyum. 10 yıldır futbol oynuyorum, 4 yıldır milli takımındayım. İlk ve orta okulumu Sandıklı’da tamamlarken ortaokul 8. Sınıfa kadar futbol hastası olduğumu bilmeyen yoktu bunun üzerine beden eğitimi öğretmenim sporsever olduğum için Isparta Spor Lisesine yönlendirdi. 2011 yılında Isparta Spor lisesi mülakatlarına hazırlanarak sınavı başarıyla geçtim ve Spor lisesine başlarken koyduğum hedefim Beden Eğitimi Öğretmenliğiydi. Eğitimim devam ettirdim ve 2015 yılında Okul ikincisi olarak mezun oldum. 2016 yılında hedefim olan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi (Beden Eğitimi ve Spor öğretmenliği) bölümünü kazandım ve su anda 3. Sınıf öğrencisi olarak devam etmekteyim. Bununla beraber Ortaca İESK erkek futbol takımı antrenörlüğünü yaparken ayrı zamanda Kulübün bayan futbol takım kaptanı olarak hem kulüpte hem de İşitme engelliler bayan futbol milli takımında oynuyorum.

2-Ortaca İESK’nde farklı bir çok branşta faaliyet gösterdiğinizi biliyoruz. Bu spor aşkının kaynağını merak ediyoruz. Bizimle paylaşır mısınız ?

2013 yılında Lise 3. sınıftayken aynı okulda ama resim bölümü okuyan işitme engelli bir arkadaşım sayesinde İşitme Engelliler kulübüne yönlendirildim. Bu tercihte Muğla’yı çok istediğim için Ortaca İESK’nü seçmiştim. Kulüple anlaşma imzaladıktan sonra ilk maçım olarak Bayanlar Futsal Türkiye Şampiyonası’na katıldık. Turnuvadan sonra İşitme Engelliler Milli Takımı’na davet edildim. Milli takıma girmek ay-yıldızı göğsümde taşımak bir gururdu ve bu an hayal gibiydi. 2014 yılında Avrupa Şampiyonası için Bulgaristan’a gittik ve yeni takım olma nedeniyle derece yapamasak da Sandıklı’nın ilk bayan milli sporcusu olduğum için memleketimin adına mutluydum ki bununla beraber millilik avantajıyla üniversiteyi kazandım. Tüm bu gerçekleşen başarıları yaşattığı için başta Ortaca İESK Başkanım Mesut Yıldırım’a maddi-manevi destekleri eksik etmediği için teşekkür borçluyum. Kısacası kulübümün tüm branşlarında mücadele etmemin nedeni bu kulüp sayesinde büyük başarılara imza attığım için bundan sonrasında kulübümün başarılarına başarı katmak için buradayım.

3-Ortaca İESK’ne yeterli destek sağlanıyor mu ? Bu soruyu ülke geneline yayarsak spor yapan engelli bireylerimizin yeterli destek aldığını düşünüyor musunuz ?

Ortaca İESK’ne yeterli destek sağlandığını düşünmüyorum. Birçok eksiklerimiz var (Sponsor, konaklama, ulaşım) gibi bunları büyük kurumlarla görüştüğümüzde her defasında “haber vereceğiz” cevabından başka bir şey olmadı, olmuyor. Mesela örnek vereyim Muğla ilinde işitme engelliler okulu olmadığı için alt yapı oluşturamıyoruz bu yüzden sporcuları il dışından seçiyoruz. Bu sporcuların maç öncesi konaklaması için fiyatı uygun anlaşmalı yurt veya pansiyona ihtiyacımız var, sporcuların her hafta geliş-gidiş masrafları var, maç başı primleri var. Bu yüzden en önemlisi sponsor’a ihtiyacımız var. Deplasman ulaşımları dersek belediyemiz tüm deplasmanlara değil sadece yakın illere araç desteği sağlayabiliyor. Kulübümüzde farklı branşlarda mücadele eden birçok milli sporcularımız var. Mesela kime sorsak kaç kişinin ve kimin milli sporcu olduklarını hiç biri bilmez. Çünkü engelli olarak görmemezlikten gelinip önemsemeyen bir kulübüz. Muğla adına iyi şeylerle yaparak başarıyla temsil ederken bunun karşısında sadece tebrik mesajı alıp sonrasında unutuluyoruz. Kısacası birçok sıkıntılarımız var fakat dediğim gibi isteğimizde ya olumsuz yada haber vereceğiz bekleyin cevabı alıyoruz. Türkiye genelinden bakılırsa da engellilere sunulan her turlu imkanları yeterli bulmuyorum. Gelişmiş ülkelere bakıldığında orada yaşayan engelli bireyler bizim ülkemize göre daha kolay ve rahat ortamlarda yasarak daha rahat sporla ilgilenerek başarılı bir hır çalışma sürdürüyorlar.

4-Spor yapan engelli bireyler için destek amaçlı düşündüğünüz projeler veya fikirler var mı ? Neler yapmalıyız ?

Spor yapan engelli birey sayısı çok az olduğu için yapmayanlarla ilgili birçok çalışma yapıyorum. Her yaz tatili geldiğinde rehabilitasyon merkezleriyle, okul müdürleriyle ve köy muhtarlarıyla görüşüyorum. Bu senede ayni şekilde il, ilçe ve köylerde evlerde kapalı kalan duyma engelli çocukları araştıracağım. Bu çocukların yalnız olmadığını hissettirmek için işitme engelliler ailesine katarak hem iletişim kurmak hem de spor alanında destek olarak onların dış dünyaya açılmalarını sağlamak için çalışma düşünüyorum. Engelli ailelere ise sunu söylemek istiyorum; bizler bulamasak da sizler çocuğunuzun geleceği için bir şeyler yapın,çevreye ve kurumlara sorarak bizlere ulaşmaya çalışın, engelli çocuklarınız evde durmasın, spora yönlendirin ki kendi ayakları üzerinde kalabilmek için kendine özgüveni kazansın.

5-Milli formayı giymiş bir sporcusunuz. Hedefleriniz ve hayalleriniz neler ?

Şu an hedeflerime ulaştığımı sanmıyorum. İlk hedefim İşitme engelliler bayan futbol milli takımı olarak Avrupa, Dünya veya Olimpiyatlarda Türk bayrağımızı ilk 3 derecede dalgalandırmak. Sonrası ise hayalini kurduğum Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği mesleğime adım atarak engelliler okuluna atanmak ve hayat boyu edindiğim tecrübelerimi öğrencilerime aktararak onlara pes etmedikçe, hedef koyarak bütün zorluklara rağmen mücadele edip sonucun elde edildiğini anlatmak istiyorum.

6-Hayatınızın kırılma noktası dediğiniz bir yer var mı ? Bizimle paylaşır mısınız ?

Bu zamana kadar hayatımın kırılma noktası oldu tabi ki şöyle anlatayım; 4 yıl boyunca mücadele ettiğim İşitme Engelliler Bayan Futbol Milli Takımı’nda yetersiz performans ve başarıyı gördüğüm için 1 yıl içinde amatörde oynayan duyma problemi olan yetenekli sporcuları internet üzerinden tek tek araştırdım. Bulduğum sporcuların aileleri ile görüşüp kulüp takımımıza katarak Türkiye futsal şampiyonasından sonra milli takıma yönlendirdim. Amacım Milli Takımın başarısına katkı sağlamak ve 2017 Samsun Olimpiyatları’nda derece yapmaktı. Fakat teknik direktör ve antrenörün önyargıları farklıydı sanki takıma adımı duyurmak, hocaları aşağılayıcı duruma düşürmek gibi düşünceleri vardı, oysa benim amacım farklıydı. Teknik direktörün kulüp başkanıyla olan problemleriyle beraber bunu da bahane ederek sürekli tavır, baskıları ve tehditleri bitmiyordu ama yine de pes etmemek için sabırlıydım. Çünkü yıllarca kafama koyduğum şey 2017 Samsun Olimpiyatlarında o ay-yıldızlı formayı terletmekti. Kamplar devam ettikçe hocaların sert davranış ve tavırlarına karşı performansımı düşürmemek için çalışırken üniversiteden telefon geldi okulun kapanma tarihi ile kamp bitimi tarihi aynıydı ve final mazeretlerine girmek zorunda olduğumu bilgisini verdiler. Bu durumda karşısında teknik direktörle görüşerek durumu anlattım ve kamp bitimine 2 gün kala izin alarak finallere girmek için Muğla’ya döndüm. Finallerim bittikten sonra son kadronun açıklanmasını bekliyordum. Kadroda yer alacağımdan % 100 emindim ama son dakika kararıyla hakkımda sürekli izin alma, kamptan kaçma, hocalara hakaret vs. olmadık durumları oldu gibi rapora yazarak suçsuz yere kadrodan çıkarıldığımı öğrendim ve büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım. Çünkü bana karşı yapılan her şeyi sır ederek sabırla mücadele gösterirken izin konusunu bahane ederek kadrodan çıkarılmam hayatımın en büyük kırılma noktasıydı ama yinede bana yapılan haksızlığı, emeğimi çalmalarını, takım sporcularımı benimle konuşmamaları için tehdit etmeleri ve kadroda torpille yer alan kişileri kısacası her şeyi sadece Rabbime havale etmiştim ki derece yapmak nasip olmadı ama en azından insanların gerçek yüzünü görmüş olmam bana bir tecrübe kazandırdı.

7-Spor yapmayan engelli kardeşlerimizi buradan bir mesaj vererek spora davet etmek isteseniz neler söylersiniz ?

Engelli kardeşlerimiz sporda ve hayattaki hedeflerine ulaşmak için sonuna kadar pes etmeden mücadele etsinler. Çünkü sporun engel tanımadığını söylemek isterim.

8-Son olarak Le Sport Magazine okuyucularına neler söylemek istersiniz ?

Spor insana hedef koymayı, vazgeçmemeyi öğretir. Kısaca tüm zorluklar karşısında ayaklarınızın üzerinde durmayı ve kaçmak yerine çözüm üretmeyi öğretir.
Ailelerine söyleyeceğim şey; Çocuklarınızdan engelli diye utanarak eve kapatmayın, çocuklarınızı spora yönlendirin. Onlar engellerini sporla aştıkça, özgüvenleri artacak ve kendi hayatlarını kurtarmak için mücadele edeceklerdir.
Son olarak bu keyifli röportaj için Sinan Karaca’ya teşekkürlerimi sunuyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir