Naganlu: TÜFAD Olarak Büyük İşler Yapıyoruz

Bugün Le Sport Magazine ekibi olarak TÜFAD genel sekreteri ve Muğla şube başkanı Sn. ALAADDİN NAGANLU ile birlikteyiz. Değerli vaktini bize ayırdığı için kendisine teşekkür ederiz.

1.Biz sizleri tanıyoruz ama Alaaddin NAGANLU’yu kısaca kendisinden de dinlemek isteriz.

-Ben de sizlere teşekkür ediyorum, bu röportajı yapma imkanı tanıdığınız için. Sizler gibi genç arkadaşların bu işlere soyunması gayet güzel. Başarılı olduğunuzu gözledim ve takip ediyorum, tebrik ediyorum.
Ben futbolcu olarak 1970 yılında Muğlaspor Genç takımında futbola başladım. Aynı sezon içerisinde rahmetli olan çok değerli hocamız Kemal Dirikan tarafından 3.lig de mücadele eden A takıma alındım. Ne yazık ki o sezon Muğlaspor ligden düştü. Daha sonra Muğlaspor’da amatör kümede devam ettik. son olarak sanıyorum 1980 yılı olacak Düğerek Güneşspor’da forma giydikten sonra futbolculuğu bıraktım. Daha sonra 1981 yılında Aydın’da açılan Amatör Antrenör lisans kursuna gittim ve amatör lisans ile antrenörlüğe başladım. Şu anda tüm Antrenör lisans kategorisindeki tüm kursları başarıyla bitirmiş olup en yüksek lisans olan UEFA Pro Lisans sahibiyim. İlk olarak antrenörlüğe Muğlaspor minik takımında başladım. Muğlaspor’da profesyonel takım Teknik Direktörlüğü de dahil olmak üzere çeşitli kategorilerinde 15 yıl antrenörlük yaptım. Daha sonra Muğla Köyhizmetlerispor, 3.lig de Dalaman Kağıtspor,Aydın’da Çine Madranspor ,son yıllarımda da Bodrumspor ve Y.Milasspor’da görev yaptım. Ancak benim için bana kucak açan yetiştiğim ve uzun yıllar antrenörlük yapma fırsatı bulduğum Muğlaspor’a minnettarlığımı bir kez daha ifade etmek isterim.Muğlaspor’un hayatımda önemli bir yeri vardır.
1996 yılında TÜFAD Muğla Şubesi’ni kurduk ve kurucu başkan oldum. Daha sonra ilk genel kurulumuzda da seçilmiş başkan olarak devam ettim. Akabinde 1998 yılında Genel Merkez yönetim kurulu üyeliğine de seçildim. 21 yıldır Muğla Şube Başkanıyım. Destek olan Muğla’daki spor camiasına, yönetim kurulu arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Güzel işler yaptığımıza inanıyorum. Muğla’da antrenör camiasını bir noktaya getirmek için uğraştık ve uğraşmaya devam ediyoruz.

2- TÜFAD bünyesinde 21 yıl şube başkanlığı, 11 yıl genel merkez genel sekreterliği görevi yaptınız. Bu istikrarı nasıl sağladınız ve bu süreçte nasıl zorluklarla karşılaştınız ?

Ben antrenörlüğü çok sevdiğim ve kutsal bir meslek olarak gördüğüm için dernek bünyesinde de bunu benimsedim. Bu aşamada yönetim kurulunda ki arkadaşlarımın da payı var. Başkan yardımcımız Sn. Mehmet GÖRGÜLÜ arkadaşımızın çalışmalarımızda büyük desteğini gördüm. Ona da ayrı parantez açıp teşekkür ediyorum. Araştırmacı,gelişime açık bir kişi olarak çalışmalarıma devam ettim. Şube başkanlığı dönemimde Genel Merkez yönetim kurulu üyesi olarak ta Genel Merkez toplantılarında projeler sundum. Çalışmalarım ve istikrarım beğenildi herhalde 2006 yılında yapılan Genel Merkez Genel Kurulu’nda genel merkez yönetim kuruluna tekrar seçildim. Aynı gün görev taksimi yapıldı. Hiç bir talebim olmadığı halde Genel Başkanımız İsmail Dilber’in önerisi, yönetim kurulumuzunda oybirliğiyle Genel Merkez Genel Sekreterliğine getirildim.. O yıldan beri genel sekreter olarak devam ediyorum. Genel sekreter olarak istikrarım ise; ben yapılmışları biliyorum. Bu yüzden yapılmışları bozmadan yapılmamışları ele aldım ve çalışmalar yaptım. TFF ile ilişkilerimiz de gayet iyi. Genel başkanımız İsmail Dilber’in 21 yıl TÜFAD Genel Başkanı olarak görev yapması da benim için büyük bir şanstı. Başkanımızın bilgilerinden,tecrübesinden,tff ile ilişkilerinden yararlandım ve kendisini örnek aldım. Büyük işler başardık. Muğla’yı çok iyi temsil ettiğimi düşünüyorum. Genel sekreter olarak 56 şubemizin başkanlarıyla iyi iletişim kurduk ve desteklerini aldım. Tabi bu sevgi ve destek karşılıklı. TFF ile ilişkilerimizi büyük ölçüde ileriye götürdük. 8-10 Ocak’ta Antalya’da PRO LİSANS GELİŞİM SEMİNERİ yapacağız TFF ve TÜFAD işbirliği ile birlikte. Burada da TFF organizasyonla ilgili tüm sorumluluğu bize verdi. Biz de en güzelini yapmak için çalışıyoruz.

3- Dünya liglerini baz aldığımızda ligimizin kalitesini nasıl buluyorsunuz ?

Ligimizin kalitesi hepimizce malum. Avrupa düzeyinde şu an sadece Beşiktaş ses getirmiş durumda. Bu başarıların sürekli olmaması istikrarsızlığın belirtisi. Almanya, İspanya, İtalya,Hollanda,Portekiz, Belçika gibi ülkelerin takımları istikrarlı bir şekilde ses getiriyorlar. Türk futbolu olarak handikabımız sürekliliğimiz olmaması. Zaman zaman yaptığımız çıkışlarla kendimizi avutuyoruz.

4- Ülkemizin yetiştirdiği sayılı teknik direktörlerden olan Fatih Terim Türkiye Futbol Direktörü pozisyonundayken yabancı kuralı düzenlemesi yaptı. Bu düzenleme günümüzde hala devam etmekte ve tartışılmakta. Siz yabancı kuralı hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Bu kural çıkarken bizlerde görüşlerimizi belirttik. Bir görüşte ülke futboluna zarar vereceği düşünülmekteydi. Diğer bir görüşte yerli futbolcularını teşvik edilmesi üzerineydi ve kendilerini geliştirerek oynamalarını düşünülmekteydi. Varsa eğer iyi bir Türk oyuncu antrenör neden onu tercih etmesin ? Görüyoruz ki şuan takımlarda 2-3 Türk oyuncu oynayabiliyor. Demek ki bu oyuncular yabancılarda iyi ama bu düşünce maalesef ki öne geçmedi. Türk oyuncularından beklediğimiz gerekli sıçrama yapılamadı. Fatih hocamızda bu kuralı açıklarken “ Türk futbolcuları teşvik etmek amacıyla “ demişti. Maalesef iki farklı görüş ikilemi Türk futbolunun yararına olmadı şu anda.

5-Türkiye Milli Takımı’nın teknik direktörünün Türk olmayışını nasıl buluyorsunuz ? Ülkemize gelen yabancı teknik direktörler sizce ülke futbolumuza katkı sağlıyor ?

Gerçekten Türkiye’ye kaliteli yabancı hocalar geldi. Jupp Derwall, Sepp Piontek gibi. Bu hocalar futbolumuza bakış açısını değiştirdiler, aşama kaydettirdiler. Bir de bunun yanı sıra daha kaliteli Türk antrenörlerimiz varken yabancı antrenörler tercih edildi. O hocalarda ülke futbolumuza katkı sağlamadı. Ancak global düşünmemiz lazım. Bizde isteriz ki Türk antrenörümüz Avrupa ülkelerinden bir milli takım çalıştırsın.
Eğer Türk futboluna katkı sağlayacaksa yabancı antrenör çalışabilir, bunda hiçbir sakınca yok. Sayın
Lucescu’da kendini kanıtlamış, kariyerli bir hocamız. Sizlerinde bildiği gibi ülkemizde hangi takım hoca arayaşına girse ilk öne atılan isim hep Lucescu oluyordu.TFF’de bu kriterleri göz önüne alarak sayın Lucescu’yu göreve getirdi. Uzun vadede başarılı olur inancındayız. Önemli olan burada yerli veya yabancı değil ülke futboluna katkı sağlasın. Milli takımımızı çalıştıracak Türk antrenör var mı derseniz, tabii ki akla hemen birkaç antrenör geliyor ama TFF Mircea Lucescu’yu tercih etti.Saygı duymak lazım.

6-Şuan Avrupa’nın üst liglerinde ülkemizden yetişip takım çalıştırarak bizi temsil eden antrenörümüz maalesef ki yok. Türk antrenörlerimiz hakkında neler düşünüyorsunuz ?

Türk antrenörlerin Avrupa’lı meslektaşlarından altta kalır yanları yok. Hatta üstün yanları bile var. Türkiye’nin lobisi olması lazım diğer ülkelerin olduğu gibi. Bunun yanında Kulüp takımlarımızın ve milli takımımızın uluslararası arenalarda başarılı olması lazım. Şu anda aklıma gelenler Galatasaray Fatih hoca ile beraber UEFA Kupası’nı kazandıktan sonra İtalya’da Fiorentina ve Milan’da çalıştı. Mustafa Denizli Almanya’da Alemannia Aachen takımında çalıştı. Şenol Günaş 2002 deki Dünya üçüncülüğünden sonra Güney Kore Ligi’nde FC Seul Takımında çalıştı. Burada yerli hocalarımız başarıları önemli. Başarılı hocalarımızı Avrupa göz ardı etmez. Antrenörlerimizin gelişime açık olması lazım. Futbol artık bilimselleşti. Bu konuda da biraz eksikliğimiz olduğunu düşünüyorum.

7-Ülke futbolumuzun mimarı alt yapı antrenörlerimize yeterli çalışma şartları ve imkanlar sizce sağlanıyor mu ? TÜFAD olarak bu konuda çalışmalarınız var mı ?

Valla en büyük yaramıza dokundunuz. Türkiye’nin gerek bölgesel gerek ulusal en büyük eksikliği alt yapı. Şu an sadece Altınordu FK’yı görüyoruz. 126 profesyonel kulübümüz var. Sadece 1 tanesini örnek gösterebiliyoruz. Bu modelin en azından Süper Lig’de ki takımlarımıza yayılması lazım. Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel liglerdeki takımlarımıza her yıl altyapı fonundan düzenli olarak bir maddi kaynak aktarıyor. Maalesef ki bu fonlar alt yapıya kullanılmıyor. Kulüplerimiz günü kurtarma çabası içinde geleceğe dönük çalışma yapmıyorlar. Sorunumuzun alt yapıda olduğunu antrenörler olarak bizler biliyoruz, TFF’de biliyor, kulüplerimiz de biliyor ama maalesef ki çözüme ulaştıramıyoruz. Tek bir kişi veya kurumun çözebileceği bir olay değil. Şöyle bir örnekte verebilirim, yazabilirsiniz. Şampiyonlar Ligi’nde namağlup bir üst tura çıkan Beşiktaş JK’nın alt yapı için Fulya’da bir sahası var ve bu sahayı üçe bölerek yaş gruplarını çalıştırıyorlar. Ülkemizin gururunun alt yapısı böyleyse gerisini siz düşünün.

8- Ülke futbolumuzun kalitesini arttırmak, oyuncu ve antrenör yetiştirmek için neler yapmalıyız ?

Devletimiz şu an Avrupa standartlarının da üstünde stadyumlar yapıyor. Bu mükemmel stadyumların yanında hiçbir altyapı için sahalar yok. Bu stadyumlarda 15 günde bir maç oynanıyor. 15 günde bir maç yapılması için bu kadar yatırım yapılsın ama bu stadlarda maç oynayacak, mücadele edecek futbolcu yetiştirmek için de tesis yatırımı yapılsın. Şu anda ülkemizin hemen hemen tümünde gençlerimizin, çocuklarımızın antrenman yapacağı,top oynayabileceği tesis yok denecek kadar azdır. Futbolcu yetiştireceksek tesis çok önemli. Avrupa’da kulüplerin yan yana 8-10 tane sahası olduğunu görüyoruz. Antrenör yetiştirme konusunda da çalışmalarımız var. Ülkemizde maalesef sadece 7-8 üniversitenin Antrenörlük bölümünde kriterlere uygun antrenör eğitimi verildiğini görmekteyiz. Bu üniversitelerimiz dışındaki üniversiteler henüz verimli hala gelemedi. Profesyonel liglerimizde yine bildiğiniz gibi Teknik Direktörlerin ,teknik kadrolarında üniversitelerin Antrenörlük bölümü mezunu bir çok akademisyen arkadaşımız görev yapmakta. Ancak şu gerçeğide unutmamak lazım.Teknik direktörlük yapan hocalarımız da 15-20 yıl futbol sahalarında ter dökmüş,futbolun tüm dinamiklerini özümsemiş kişilerdir. Bu ikisinin sentezini iyi yapmamız lazım. TFF 2015 yılında yaptığı talimat değişikliği ile konulan kriterlere entegre olan üniversitelerden mezun olanlara UEFA B lisansı verileceğini duyurdu. Şartlar ağır deniyor ama olması gerekenler bunlar. Üniversitelerimiz bilim yuvasıdır, onlara güveniyoruz ama eğitim seviyesininde üst düzeye çıkmasını istiyoruz.

9- TÜFAD’ın araştırmaları ve çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz ?

Türkiye’nin bazı gerçeklerinden bahsedeceğim. Her yıl sezon başında TFF tarafından yayınlanan Amatör ligler uygulama kitapçığında önceki sezona ait bazı sayısal bilgiler verilir. Bu bilgilere göre geçtiğimiz sezonda 81 ilimizde düzenlenen amatör futbol müsabakalarında 298.000 amatör futbolcumuz ve 15.850 takımımızın 96.000 civarında müsabaka oynadığı belirtilmektedir. Bu rakamlara göre 96000 müsabakayı 15850 takıma böldüğümüzde 96000/ 15850 = 6.05 yani takımlarımız sezonda ortalama 6 maç yapıyor. Bizde diyoruz ki çocuklarımızın,gençlerimizin bir sezonda oynadıkları 6 maçla futbolcu yetişmez. Aynı nüfusa sahip olduğumuz Almanya’da ise yaş kategorilerinde çocuklar ve gençler bir sezonda ortalama 35-40 maç oynuyorlar. En basitinden Alman milli takımı ve Türk milli takımı farkını burada görebiliriz. Gelişim için neler gerekir dediğimizde tesis bunun başında, Milli Eğitim ve Federasyon iş birliği de bu işin olmazsa olmazlarından. Milli Eğitim düzenlemesi bu şekilde olduğu müddetçe çocukları futbolcu olarak yetiştirmemiz mümkün değil. Altınordu modeline yine gelmek istiyorum. Onlar Avrupa’da ki gibi okul eğitimini de düzenliyor. Bizde okul ve futbol eğitimi yan yana gitmesi gerekirken okul eğitimi öne çıktığı için çocuklarımızı kaybediyoruz.

Diğer bir konuyu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Antrenör hak ve alacakları konusunda. Federasyonun Uyuşmazlık Çözüm Kurulu(UÇK) var. Biz buna çok destek verdik. 2011 den sonra kulüplerin baskısıyla uyuşmazlık çözüm kurulu kaldırıldı. Kaldırılınca futbolcular, kulüpler adliye kapılarına gitti.

Şikayetler aldık bizde bu konu hakkında. 2015’de bizlerinde baskısıyla Federasyon Genel Kurulunda yeniden Uyuşmazlık Çözüm Kurulu konuldu. Şu araştırmayı sadece ben yaptım. 2008-2011 arası antrenörlerin alacakları toplam 14.200.000 TL + yasal faiz. Bunları Uyuşmazlık Çözüm Kurulu er ya da geç karara bağlıyor ve ödeniyordu. Kurulun kararları %99 antrenörlerin lehine sonuçlandığı için kulüplerin baskısıyla UÇK kaldırılmış anlaşmazlıkların yıllarca sürecek yerel mahkemelerde görüşülmesine sebep olmuştur. Konu Genel Başkanımız İsmail Dilber tarafından 2014 yılındaki TFF Genel kurulunda gündeme getirilmiş Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun tekrar oluşturulması sağlanmıştır. Şu anda antrenörlerimiz karşı taraftan hak ettikleri alacaklarını UÇK vasıtasıyla er ya da geç alıyorlar. Amatör kümelerde de kanunlarımız gereği Teknik adam ile Kulüpler arasında mali konuları içeren sözleşme yapılamadığı için antrenörlerimize, kulüplerle aranızda özel protokol yapmalarını öneriyoruz.
Bir diğerkonuyu da paylaşalım. Türkiye genelinde 21000 üyemiz var. Bunlardan 13000’i faal. Türkiye’de de 126 profesyonel olmak üzere 5254 kulüp var. 5254 kulübümüzün 15850 takımı var altyapılar ile beraber. 2016-2017 sezonunda da 13000 faal antrenörden 7000’i görev yapmış. 15850 takıma 7000 antrenör. Talimatlara göre her amatör kulüp bünyesinde 1 antrenör bulundurmak zorunda. Bizde diyoruz ki yetmez ama en azından bir antrenör A takıma bakarken diğeri alt yapıya baksın ve 2 antrenör zorunluluğu olsun. Böyle bir iyileştirmeye gidelim ve çalışan antrenör sayısını arttıralım. Yine antrenörlerimize iş sahası yaratma konusunda TFF-MEB ve TÜFAD işbirliğinde Halk Eğitim Merkezleri Futbol Kursları projesi kapsamında 3000 antrenörümüze eğitim vererek iş alanı yarattık.

Halen yukarıdaki sayılara göre amatör liglerde ve alt yapı liglerinde (5254 kulüp) her kulüpte 2 antrenör görev yapsa 10 500 antrenöre ihtiyaç olacak.Seçme hakkı da tanıyacak olursak faal antrenör sayımızın yetersiz olduğu ortaya çıkmaktadır.

Burada en çok gündeme gelen ve istismar edilen konuların başında Profesyonel liglerimizdeki takımlarda bir teknik adam ile yollar ayrılınca veya ayrılma sinyalleri başlayınca bir çok teknik adam çalışmak için büyük pastadan pay kapmak için müracaat ediyor.Evet ekmek kavgası.Bu da nereden kaynaklanıyor diyecek olursak Profesyonel kulüplerimizin alt yapıları da dahil olmak üzere Amatör kulüplerimizin kulüp yapılanmalarının belli bir sisteme oturtulmaması gereken önemin verilmemesi ve Teknik adamlara verimli olacak çalışma şartlarının oluşturulamaması ,maddi olarak tatmin edici ücretler ödenmemesi bu çarpıklığı ve olumsuzlukları oluşturan etkenlerin başında gelmektedir.

Bir önemli Etkinliğimizi daha paylaşayım. TÜFAD olarak her yıl Türkiye genelinde U12 yaş grubunu tarıyoruz. İlk elemelerde 81 ilimizde TÜFAD Şubelerimiz vasıtasıyla yaklaşık 10000 çocuğa ulaşıyoruz. ikinci aşamada, seçilen çocuklarımız 56 şubemiz tarafından 12 kişilik takımlar oluşturup Antalya’da toplanıyoruz. 3 gün boyunca Antalya’da maç yaptırıyoruz. 2015 yılından beri yapmakta olduğumuz bu etkinliğimizde TFF nin ve Kulüplerin oyuncu izleme ekipleri tarafından da izlenen çocuklarımızdan 62’si profesyonel kulüplerimizin Gençlik geliştirme kategorilerine kazandırılmıştır.

Buna bağlı olarak U-12 yaş grubları için derneğimiz tarafından , taranan tüm çocuklarımızın kaydı tutularak büyük bir veri tabanı oluşturmuş bulunmaktayız.

TÜFAD olarak büyük işler yapıyoruz.

RÖPORTAJ: SİNAN KARACA
FOTOĞRAF:BİLAL TÜRKMEN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir