Her Çocuğun Anne Dediği İnsan Semra Demirer’le…

İstanbul Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğrencisi ve Le Sport Magazine muhabirlerinden Sinem Kuşcu, Akademisyen Semra Demirer’le röportaj gerçekleştirdi.

1-Sizleri camiada bir çok insan tanıyor. Fakat usuldendir Semra Demirer kimdir diye sormak. Kendinizden bahseder misiniz?

– Amasya Göynücek’te doğdum.1985 yılında Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünü bitirdikten sonra , yeterlilik sınavını kazanarak Malatya Ticaret Meslek Lisesine atamam yapıldı ve böylece öğretmenlik hayatıma başlamış oldum.

1992 yılında Selim Pars Kolejinden aldığım teklif üzerine iki yıl beden eğitimi öğretmenliği ardından sekiz yıl spor koordinatörlüğü yaptım. Kolejin tüm sportif ve sanatsal etkinliklerini projelendirerek,kurduğum ekiplerle okulun yurt içi, yurt dışı organizasyonlarını gerçekleştirdim.Okulda Uluslararası organizasyonlar yaparak tüm beden eğitimi öğretmenlerine eğitim seminerleri düzenledim. 01 .04.1997 yılında Korfball sporunun antrenörlüğünü kazanarak.Belçika Almanya ve Hollanda ya,Selim Pars Koleji korfboll takımını götürerek ülkemizi temsil ettim ve aynı zamanda ülkemize Belçika Spartakus takımını davet ederek üniversite takımlarının katıldığı uluslar arası bir turnuva düzenledim.Korfboll sporunun Türkiye’ye gelmesi ve yayılması ile ilgili birçok çalışmaya imza attım.
Halen Ups spor ve kültür kulübü genel koordinatörlüğü, -İstanbul Üniversitesi Besyo Spor Yöneticiliği öğretim görevlisi ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi fair-play komisyonu genel sekreterliği görevlerini devam etmekteyim.

2)Camiada gerek akademik gerek spor alanında tanınmış kişisiniz. Bu konuma gelirken nasıl bir süreçten geçtiniz?

Çok teşekkür ederim ama niyetim semra öğretmen ve semra anne olarak çocuklarımın yüreklerine yerleşmek .onları yaşama hazırlamak ve onlarla birlikte büyümek tanınmışlık ve bilinirlliğin benim için tam anlamı bu. Ben Mülkiyeli ve Gazi üniversiteliyim çok şanslıydım çok iyi öğretmenlerim oldu.Ruhuma ve karakterime uygun bir meslek seçtim.Mesleğimi çok sevmem ve isteyerek seçmem, çok çalışmam gerektiğini en başından beri bilmem ve en küçük yaşlardan spor disiplini ile yetişmemin meyvelerini yiyorum. Hayatta seçimleriniz vardır.Birşeyi seçer başka bir şeyi kaybedersiniz. Hiçbirşeyi seçmezseniz herşeyi kaybedersiniz.Benim yaşamdaki seçimim istemek,inanmak ve çok çalışmak, çalışırken de etik ahlaki değerleri ve hayattaki en büyük rehberim olan sevginin gücünü her daim inanarak içselleştirerek kullanmak oldu. Uzun yıllardır işe gidiyor gibi değil çocuklarıma evlatlarıma, güzel şeyler öğretmeye ve öğrenmeye gidiyorum ve gözümü kapatana kadarda gitmeye devam edeceğim.

3)Beden eğitimi öğretmeni olmaya nasıl karar verdiniz?

Ablam mülkiye kulübünde voleybol oynuyordu babam benide yemek yemediğim,çok fazla titiz ve mız mız olduğum için Mülkiye spor kulübüne götürdü. Antrenörlerde beni beğenerek kulüp sporcularının arasına dahil ettiler. Spora olan sevgim ve tutkum böylece başladı. Bu aşk ve tutku devam etti üniversite sınavında yüksek puan almama rağmen beden eğitimi bölümü okumaya ailemi ikna ettim.

4)Spor özgeçmişinizden bahseder misiniz?

Mülkiye voleybol kulübünün altyapısından başlayarak uzun yıllar voleybol oynadım. Üniversitede atletizm hocam sayesinde 400-800-1500-3000 koşularında madalya kazandım. ritmik ve aletli jimnastik branşlarında üniversiteler arası tüm organizasyonlarda yer aldım. Ayrıca üniversitenin kayak cross takımında da yer aldım. Merhum Prof. Dr. Yaşar Sevim, kıymetli hocam Mahire Sevim, Gülşen ve Mehmet Bilir ve sevgili Hanife hocalarım sayesinde üniversitede ciddi yoğunlukta basketbol ve hentbol eğitim ve antrenörlük çalışmaları yaptım. Bu vesile ile de basketbol sevgim başladı.

5)Beden eğitimi ve spor öğrencilerinin vizyonunu ve misyonunu nasıl buluyorsunuz?

Umutsuz ,gelecek kaygısı yaşayan hasbelkader zorunluluktan yada başka bir üniversiteye gidemediği için bu bölümü seçen veya çok isteyerek seçip te hayal kırıklığı yaşayan ya da gelecekte burayı bitiripte iş bulamama korkusuyla baş etmeye çalışan bir jenerasyon görüyorum. Fakat dokunduğunuzda işlediğinizde doğru rehberlik ettiğinizde onları yüreklendirdiğinizde potansiyellerini hatırlattığınızda ve ortaya çıkardığınızda çok şey başarabilecek çok yönlü entellektüel bir jenerasyon.

6)Bir akademisyen olarak ülkemiz genelinde eğitim öğretim alanında nasıl bir konumdayız?

Bu alanda nasıl gelişebilir ve ileri gidebiliriz? Eğitim sistemimizin kökten değişmesi gerektiğine inanıyorum. Bizler köy enstitülerinden mezun olup ,tamamen öğretmen vasfıyla yetişen değerli eğitimcilerin ellerinde yetiştik. Bu nedenle öğretmenliğin ne kadar kutsal olduğunu erken öğrenme şansını yakaladık. Ben çok mutluyum bu şansı yakaladığım için. Teknoloji çok ilerledi ve yeni nesil bu konuda şanslı görünüyor. Fakat ben kendi jenerasyonumu hatta benden önceki jenerasyonları çok daha şanslı buluyorum. Çünkü etik ahlaki değerlere sahip,vatan,millet,bayrak ve Atatürk sevgisi iliklerine kadar işlemiş yüreklerine kazınmış ,geçmişi,gelenekseli,ananevi değerlerini ve çağdaş düşünceyi buluşturabilen, kitap okuyan, saygıyı sevgiyi özümseyen, insan olma bilinciyle yetişen, zorluklar ve yokluklar içinde de başarmayı hedefleyen öğrenciler ve sporcular olduk. Bütün bunlar gelişimimize katkıda bulundu.

7) Spor Bilimleri Fakültesi’nden mezun olarak öğrencilerin farklı sektörlere yöneldiğini görüyoruz. Ülkemizde spor sektöründe yeterli miyiz? Geliştirmek için ne gibi üretkenlikler ve çalışmalar yapmamız gerekli?

Spor sektöründe bu konuda eğitim almış insanların yeterince çalışmadığı aşikar. Yetişen spor yöneticisi antrenör ve öğretmenlerin gereksiz bir sınav sistemi nedeni ile devre dışı kalmaları ve kendi mesleklerini yapamıyor olmaları ülkemizdeki sistemsizliğin bir kanıtı. Beden eğitimİ ve spor bilimleri fakültesi bitiripte simitçilik yapan, inşaatta çalışan, güvenlik görevlisi olan kişilerin çokluğu sistemin ne kadar yanlış işlediğinin bir göstergesi. Maalesef konusunda uzman kişiler uzmanlık alanlarında iş bulamamaları nedeni ile eğitimde zincirleme hatalar oluşuyor. Spor politikamızı bir an önce irdelemeli ve gerekli değişiklikleri yapmalıyız.

8)Ülkemizde altyapı ve spor tesisleşmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Son yıllarda tesisleşme açısından ciddi bir artış var. Mevcut tesisleri doğru kullanabilecek insanları yetiştiremediğimiz ve istihdam edemediğimiz sürece bu tesislerin üst seviye verimli kullanılması mümkün değil.24 milyon gencin olduğu bir ülkede bir altın madenimiz var ama işleyemiyoruz. Tabi ki daha çok tesise ihtiyacımız var ama nitelikli yetiştiricilere acilen ihtiyacımız var. Altyapılar da tamamen günü birlik çözümlerle yol alıyoruz bu da yetiştirilen yetenekli gençlerimizin kaybına neden oluyor. Basketbolda, Voleybolda, Futbolda yabancı sayısını belirli bir sayıda tutmadığınız sürece aradan cımbızla çekip yetiştirdiğiniz yetenekli sporcunuzda yok olup gitmek zorunda kalacaktır. Devşirme sporcu,yabancı sporcu elbette ülkemize getirilebilir ama en iyisi en doğrusu seçilerek getirilmelidir.Fakat daha da önemlisi Devşirme sporcu yabancı sporcudansa iyi antrenörler, örnek eğitimciler altyapılarda görev almalıdır. Altyapılarda okul,kulüp ve sporu bir arada yürütebilecek bir sistemimiz olmadı ; altyapı sporcularımız en verimli zamanların da teog,lys,lgs gibi sınavlar yüzünden eğitimi tercih etmek zorunda kalıyorlar.Bu seçimi yapmak zorunda kaldıkları için yok olup gidiyorlar buda sistemin işlemeyişinin en güzel kanıtı.

9)Sayın hocam ülkemiz konum açısında bir çok spor dalına hitap ediyor ve genç nüfusa sahibiz. Bu genç nüfusu nasıl değerlendirebilir ve dünya çapında başarılara nasıl ulaşabiliriz?

Yerin altında bir altın madenimiz var ve biz bunları yeterince işleyemiyoruz.Bilimsel yöntemlerle ve bir sistem dahilinde değil hasbelkader sporcu seçiyoruz. Eğitim sistemimizin sporla bir arada yürüyememesi nedeni ile de genç jenerasyonumuzu kaybediyoruz.Anaokulu ilkokul ortaokulda beden eğitimi ders saatlerinin azaltılması değil arttırılması gerekiyor. Çocuklarımız anaokulu ve ilkokul çağlarında tamamen spor , sanat ve hareket eğitimi ile yoğurulmalılar. Okullarda ki beden eğitimi ders saatlerinin azaltılması ve verimsiz hale getirilmesi de genç nüfusumuzun yeterince işlenememesi ve spordan uzaklaşmasına neden oluyor.

10)Gelelim UPS Spor ve Kültür Kulübüne.Değerli hocam UPS kariyeriniz nasıl başladı?UPS spor ve kültür kulübünden bahseder misiniz biraz?

Bu sorunun cevabı çok derin ve uzun.2003 yılında kurulan Ups Spor ve Kültür Kulübümüzle olan yolculuğum 2005 yılın da çok farklı bir şekilde başladı.Gönüllülük esasıyla eğitim verdiğim Bağcılar’dan bir grup öğrencimin sağlıklı ve ahlaklı bir ortamda spor yapmasını sağlamak adına tesise uğradığımda benim geçmişte yaptığım hizmetleri bilen ve tanıyan milli takım antrenörü Sayın Adnan Kıstak’ın yoğun isteği ve baskısıyla başladı.Fakat kulübe evet dememe sebep olan esas kişi şuanda Amerika’ da inşaat mühendisliği okuyan Oğuzhan Atakan’dır.Haluk Ündeğer İlk Öğretim Okulunda okuyan Oğuzhan Atakan’nın küçücük yaşına rağmen yüreğime dokunan sözleriydi bana evet dedirten.bu sözler buradaki çocuklarımında bana ihtiyacı olduğunun kanıtıydı.Ve onun sayesinde 12 yıldır Ups Spor Ve Kültür Kulübünde yüreğime ve yaşamıma dokunan çok değerli sporcularım evlatlarım oldu. Kulübümüzle bağımın tesadüf değil tevaffuk olduğuna inanıyorum.Ve bana burada Allah tarafından hizmet etme şansı verildiğini düşünüyorum. 2005 yılında kulübe geldiğimde bir A Bayan Voleybol takımımız vardı.Ve yetenekli yetişmiş oyunculardan kurulmuş başarılı bir takımdı.Bölgesel ligten iyi bir başlangıç yaparak lige çıkmışlardı.Başladığım andan itibaren spor okulları yaz kampları projelerini ve sporcuların eğitim öğretimle entegre olma projelerini hayata geçirdim.Daha sonraki yıllarda basketbol branşını kulüpte başlatarak ve her sene yeni bir aktivite ekleyerek tiyatro,yaratıcı drama,müzik,resim,satranç,yüzme,jimnastik,dans,bale,halkoyunları,aikido,teakwondo gibi benzeri sanatsal ve kültürel etkinliklerin olduğu geniş bir yelpazade hizmetler vermeye başladık.Ve nihayet bütün bu güzel oluşumları hayata geçirmemizi sağlayan, fikir babası ve maddi manevi bizi destekleyen Sevgili Haluk Ündeğer’in bizi kırmayarak Haluk Ündeğer Anadolu Lisesini yaptı ve sporcularımızın ve tüm çocuklarımızın geleceği için Türk Milli Eğitimi’ne armağan etti.Çok göç alan Zeytinburnu İlçemizde ve her türlü tehditin ve tehlilkenin de yakın olduğu bir ortamda, çölde vaha diye adlandırılan bir aile kulübü olduk.Hatta bizden sevgi destek eğitim alan çocuklarımız Ups’in açılımını Ultra Parasız Sevginle diye adlandırdılar.Ve her türlü tehlikenin yanı başında ve kötü alışkanlıkları,yaşantısı olan pek çok yavrumuzu hayata döndürüp kariyer planlanlamalarını yapıp bir meslek sahibi ve iyi insan olmalarını sağladık.Hatta ailelerini rehabilite ederek dertlerine deva olduk.Spor ve sanatın pek çok dalını hem amaç hem araç olarak kullandık.Şuanda Voleybolda ve Basketbol da takımlarımız üst liglerde kulübümüzü temsil edip başarılar kazanmaya devam ediyor.Yola çıkarken hedefimiz insan olmayı
ve insan kalmayı becerebilen hayal kurabilen ve bu hayallerine ulaşmak için karakterli bir duruş sergileyip çok çalışan geleceğe umutla bakan vatanına,bayrağına değerlerine sahip çıkan özgüven sahibi lider ruhlu gençler yetiştirmek ve bu yolda pes etmeden geleceğimiz olan çocuklarımıza hizmet vermeye devam edeceğiz.

11)Hocam kadın voleybol takımınız süper finale doğru ilerliyor.Bu başarınızı nasıl elde ettiniz?

İstedik,inandık ve başardık.Hayaller kurduk ve yavrularımıza da hayaller kurdurduk.Ve çocuklarımız bu hayalleri gerçekleştirebilmesi için doğru eğitimenlerin eline teslim ettik ve başardık.Sonuç odaklı değil çocuk odaklı çalıştık.

12)UPS’in müzesinde neler var?

Henüz bir müzemiz yok bir çok madallayımız ödüllerimiz var.Ama bunlardan çok daha önemli olan en küçük yaştan tutun da en büyük yaşa kadar kulübümüze adım atan her bireyin sevgi hoşgörü destek gördüğü şifa bulduğu dertlerinin dinlenip çözümler üretildiği sıcacık bir yuvamız kocaman bir ailemiz ve yaşam merkezimiz var. Sloganımız ‘Biz sevgi dolu kocaman bir aileyiz.’

13)Hayatınızda unutamadığınız bir an ve kırılma noktası var mı? Bizimle paylaşır mısınız?

Kırılma noktalarım genellikle sonuç ve para odaklı antrenör ve eğitimcilerden kaynaklanıyor.Ve çocuklarımızı rant olarak gören ebeveynlerden.Fakat her kırılma noktası her olumsuzluk bana ayrıca güç ve enerji verdi.Ve yeni çözümler ve projeler üretmemi sağladı.Zoru başarmak başarılı insanların işidir,başarmanın anahtarıda budur.

14)Le Sport Magazine ekibi olarak bize ayırdığınız zaman, paylaştığınız fikir ve düşünceleriniz için teşekkürlerimizi sunarken dergi okurlarımıza ve gençlerimize son olarak söylemek ve paylaşmak istediğiniz bir şeyler var mı?

Bu güzel oluşumda bana yer verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.Böyle genç,dinamik ve güzel fikirlerin bilgilerin olduğu kaliteli ve her haliyle sempatik olan derginizin yayın hayatının uzun soluklu olmasını yürekten diliyorum.Özellikle de genç girişimci ve spor bilimleri uzmanı Sevgili Hakan Nergis seni kutluyor ve bu güzel enerjinin eksilmeden devam etmesini diliyorum.Canım kızım Sinem Kuşçu, seni ayrıca yürekten kutluyor,çok yönlü çalışkan,disiplinli ve karakterli duruşunla gelecek yıllarda adından söz ettireceğine inanıyorum.Seninle gurur duyuyor,içi dolu anlamlı ve sürdürülebilir projelerde bir arada olmayı diliyorum. Cumhuriyetimizin kurucusu olan Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk söylemiş olduğu Ben Sporcunun Zeki,Çevik ve aynı zaman da Ahlaklısını Severim’ ve ‘Öğretmenler Cumhuriyet sizden fikri hür vicdanı, hür irfanı hür nesiller ister.’
Fikirleriyle ve felsefesiyle yola çıkan geleceğimizin umudu olan tüm gençlere selam olsun ve yolları,bahtları açık olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir