Ünsal Tazegül yazdı, Spor ve Narsisizm

Olympiat yarışlarında birincilik kazanmayı elbette istersin. Doğrusu bunu bende isterim. Zira çok şerefli bir şeydir. Fakat böyle bir şeye kalkışmadan önce sonunda olup bitecekleri iyice bir düşün. Bu düşünceden sonra teşebbüs edebilirsin. İlkin bir nizama girmek, zorla yemek yemek, zevki okşayan her şeyden uzaklaşmak, sıcak ve soğuğa aldırmaksızın her daim antrenman saatlerinde düzenli olarak antrenman yapmak, soğuk suyu ve şarabı gayet ölçülü içmek gerekir. Sonra doktora teslim olduğun gibi kayıtsız şartsız bir şekilde antrenörüne teslim olup müsabakalara girmelisin. Orada yaralanabilirsin, ayağın kırılabilir, pek çok toz yutabilirsin, bazen kamçılanır ve nihayetinde yenilebilirsin de. Bütün bunları iyice düşünüp taşındıktan sonra gönlün dilerse git ve atlet ol (Epiktetos, 1997: 30). Olympia’ya gitmeye hak kazanacak kadar sıkı çalıştıysan, tembellik etmeyip, disiplinli olduysan kendine güven. Böyle çalışmayanlar ne halleri varsa görsünler (Swaddling, 2000: 43).

Narsisizm genel olarak, bireyin kendi bedenine ve yeteneklerine aşırı derecede hayran olunması şeklinde tanımlanmaktadır. Literatürde narsistik kişilik; tehlikeli ve tehlikesiz olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Tehlikeli narsisizm, fiziksel ve ruhsal yönden kendilerini aşırı beğenen, üstün gören, sürekli beğeni, ilgi ve onay bekleyen, gittikleri yerlerde özel ilgi göreceklerine ve üstün bir yeri hak ettiklerine inanan kişileri tanımlamak için kullanılmaktadır. Hastalıksız narsisizmin nesnesi kişinin uğraşları sonucunda ortaya çıkmaktadır. Örneğin bir sporcu uzun uğraşlar sonucu elde ettiği başarılarından narsistik bir övgü duyabilir. Narsisizmin nesnesi kendi çabaları sonucunda ortaya çıktığından, kendi yapıtlarına ve başarılarına duymuş olduğu aşırı ilgi, hiç durmadan çalışma sürecine ve kullandığı malzemeye olan ilgi ile dengelenir. Bu yüzden tehlikesiz narsisizmi yaratan etkenler kendi kendilerini denetler (Fromm, 1994: 69).

Narsistik kişilik üzerine yapılan çalışmaların sonuçlarına göre, narsistik kişilik özelliği gelişmiş olan bireylerin, kendi fiziksel ve bedensel özelliklerine aşırı derecede hayran oldukları anlaşılmıştır. Spor, bireyin fiziksel ve bedensel gelişimine katkıda bulunarak, bireyin kendisini daha olumlu şekilde değerlendirmesini sağlamaktadır. Spor sayesinde güzel ve estetik fiziğe kavuşan bireylerin, kendini değerlendirmesi ve algılaması, sporcu olmayan bireylerden daha farklı olmaktadır. Ortaya çıkan bu farklılığın en büyük sebeplerinden birisi sporun narsistik kişiliği etkilemesinden kaynaklanmaktadır. Çünkü spor sayesinde birey toplum standartlarının üstünde bir fiziki görünüme sahip olmaktadır. Sporcu her aynanın karşısına geçince bedenindeki gelişmeyi izlemekte ve bu gelişimi gören sporcunun kendisine güveni ve saygısı artmaktadır. Bunun en güzel örneği vücut geliştirme sporunda görülmektedir. Vücut geliştirme sporuna başlamadan önce birey, üstünü örten spor malzemeleri giyerken, fiziki görünümü değiştikçe vücudunu gösteren veya üst tarafı çıplak şekilde antrenmanlar yapmaktadırlar. Literatürde bu düşüncemizi destekleyen birçok bilimsel çalışma bulunmaktadır. Vücut geliştirme sporcuları ile yapılan bir çalışmada, sporcuların antrenmanlara ilk başladığı andaki narsistik kişilik düzeyleri ile 6 ay sonraki narsistik kişilik düzeyleri karşılaştırılır. Bu karşılaştırma sonucunda, sporcuların 6 aylık antrenman sonrasında narsistik kişilik düzeyinde büyük bir artış olduğu belirlenir. Ayrıca bilimsel olarak yapılan birçok çalışmada sporcuların sporcu olmayan bireylerden daha fazla narsistik eğilim içerisinde olduğu anlaşılmıştır. Yine yapılan çalışmalarda, narsistik eğilimleri yüksek olan bireylerin spora ve özellikle heyecan düzeyi yüksek sporları tercih ettikleri ortaya çıkmıştır. Yates ve arkadaşları 1983’de, yüksek narsisizm skorunun bireyin zorunlu olarak egzersiz yapmaya yönelttiğini belirtmektedir.

Spor sayesinde ortaya çıkan narsistik eğilim, genel olarak tehlikesiz narsisizm olarak değerlendirilmelidir. Çünkü spor sayesinde birey güzel bir fiziki görünüme kavuşmanın yanı sıra kendi branşına ait yapılması zor hareketleri yapa bilmek için yıllarını harcamıştır. Bundan dolayı da sporcunun övgü kaynağı bellidir. Dolayısıyla burada görülen narsistik eğilim tehlikesiz narsisizm olarak değerlendirilir.

Kaynaklar

Epiktetos. (1997). Düşünce ve Sohbetleri, (Çeviren, Burhan Toprak), Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul.

Fromm, E., (1994), Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, 6. Basım (Çev. Y. Salman, ve N. İçren,) İstanbul:              Payel Yayınevi.

Swaddling, J. (2000). Antik Olimpiyat Oyunları, (Çeviren: Burçak Gürün).Homer Kitapevi ve Yayıncılık Ltd.Şti. İstanbul.

Yates, A.,  Leehey, K ve Shisslak, C. M. (1983). Running An analogue of anorexia? New England Journal of Medicine, 308, 251-255.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir