ARDA’nın DÖNÜŞÜ, FUTBOLUMUZUN ÇÖKÜŞÜ..

ARDA nın DÖNÜŞÜ ,FUTBOLUMUZUN ÇÖKÜŞÜ..

Birkaç futbolcu çıkarabildik Dünya futbol sahnesine ..

Ama hiçbirinde onun kadar yüksek beklenti aşılanmadı zihinlere.

Bu belki medyanın insanların bilinç altına etkisiydi ki;

’’saha da yalnız gerçekler konuşur’’du..

Takdir edilen Atletico Madrid macerasından sonra Barcelona tarafından emekli olacak Xavi ve İniestanın yerine düşünülmüştü,Messi ye ,Suarez e Neymar asist yapacak diye.

Bu bakış Atletico daki performansının karşılığıydı ve Barcelona transferini gerçekleştirdi Arda’nın.

Türk futbolcusunun önü açıldı,artık bizde sahneye isimler çıkarmalıyız diye medyamızda çarşaf çarşaf haberler yapıldı.Bu yüreği güzel adam oynadığı birkaç maçta bunu gerçekleştirebileceğinin de sinyallerini vererek Türk Tv-lerinde özel röportajlar vermeye ve genç leri de teşvik etmeye çalıştı sözleriyle.

Belki de yıllarca hocalığını yapan İmparatorunuzun cümlelerini kopya ediyor du.

Bir süre sonra yedek kalmaya başladı ki;ayakları yerden kesilmeye başladı ..

Hayır havaya girdi manasında değil bu.Her antreman boşluğunda her iki-üç günlük izin süresinde hop istanbul,hop Çeşmede görür olduk medyamızdan kendisini.

Özel hayatı bizi ilgilendirmez tabi.

Burada dikkat çekmek istediğimiz konu –özellikle genç futbolcu kardeşlerimiz için-takımın dışında kalmak ,sizi herşeyin dışında bırakabilir düsturu.

Takım arkadaşlarıyla zaman geçirmek bir futbolcuda olması gereken ‘’psikososyal yetenek’’lerden biri ve temeli dir sadece.Beraber gezmek ,beraber gülmek gibi beraberce kız arkadaşlar veya eşlerle birlikte zaman geçirilebilecek etkinliklerde bulunmak gibi takım paydaşlarının duygularına yakın olmak ,kulüp kültürünü ,taraftar psikolojisini paylaşmak hele hele Barcelona gibi bir kulüp için olması gereken bir sosyal gelişim gereksinimidir.Yoksa futbolda yönünüz yukarı değil aşağı doğru seyredebilir.

Geçmişin futbolundaki ‘’ham futbol yeteneği yeter’’ mantığının geçerli olmadığını bilmek

Ve bunun tezahürünü Arda da görebilmek zor değil.

(Enes Ünal a başka bir zaman değineceğiz ,çünkü o pozitif durumda umarım hep daha iyiye varır)

Artık Süper Lig(?) takımlarımızda 2 ya da 3 Türk futbolcu görebiliyoruz en fazla.

Bu ‘’Altyapıları tamamen kapatmak lazım..’’zihniyetinde olan birinin, başkan olup şu an ligimizde bulunan yabancı kontenjanını ‘’Futbol Direktörü’’ ile birlikte getirdiği

son halidir,Türk futbolunun ..

Bu ülkenin çocuklarını,gençlerini ve ‘’futbol geleceğini ateşlere atıp’’ üstüne

‘’Türk antrenörleri kendini geliştirsin..’’ diyen zihniyetin tahtı kurulu futbolumuzun en

tepesinde.

Şans verilmeyi bırakın, bu konuda olanağı bile bırakılmamış nerede ise Türk

antrenörlerinin..Üstüne lige İlhan CAVCAV adı verilip,bu ülkenin gençlerine en fazla şans veren adamın adı kullanılıp,ülke yabancı futbolcu ambarına döndürülmüş vaziyette.

Özellikle altyapılarda bu gidişatı çevirmek için yüreğiyle çalışan,üzerine üç otuz para alan-alamayan çocuklara ve gençlere iyi insan olmayı da öğretmeye çalışan iadealist genç-yaşlı ‘’futbol adamları’’ nın olması bile ‘’kar fırtınasında kibrik çakmaya’’ benziyor ise de takdire şayandır ve desteklenmelidir.

‘’Samimiyetsiz samimiyet ’’gösteren siyasilerce atanmış ve’’ yönetemeyen yöneticiler’’ ile futbolumuz da ‘’Bekri Mustafa’’lar dönemi hükum sürmektedir.

(Bekri Mustafa nın imamlık hikayesini merak edenler internet ten araştırıp öğrenebilirler)

Bilmeliyiz ki;

-Adaletle hükmetmenin bir gereği de “işi ehline vermek”tir. Ehil olmayanların bazı

kadrolara yerleşmeleri sonucu toplumda güven kaybı doğar, adalet zedelenir.

İş(ler) ehil olamayanlara verilmekle;

-İlahi kanuna aykırı hareket edilmiş olur.

-Adaletle hükmedilmemiş olur. Daha maharetli kişilerin hakkı yenilmiş olur

-Toplumda bir önyargı oluşur.

-Kıymetli hakikatler kıymetsiz ellerde kıymetsiz görünmüş olur..’’

Bu ülkenin genç potansiyeline ,genç yeteneğine,enerjisine ve kaybedilen tüm değerlerine Yazık.. 15.08.2017

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir