Serhat Çiçek, Sinan Karaca’ya neler anlattı !

Bugün son üç sezonunda şampiyonluk yaşamış, futsal milli, plaj milli takımı ve UTAŞ Uşak Spor’un futbolcusu Serhat Çiçek ile birlikteyiz. Bize vakit ayırdığı için kendisine teşekkür ediyoruz.

1- Futbol camiasının sevilen ve başarılı siması Serhat Çiçek bu konuma gelirken nasıl bir süreçten geçti? Bize kendini kısaca tanıtır mısın?

Bu süreçte baya zorluklar çektik. Futbola Ankara’da başladım ve daha sonra üniversite hayatıyla devam etti. Burada sağ olsun yardımcı olan arkadaşlarım ve büyüklerim oldu. Onların desteğiyle ve bir kaç şampiyonlukla kendimizi burada tanıttık.

2- Çocukluk yıllarında futbolcu olma hayalin var mıydı? Futbolla nasıl tanıştın?

Çocuk hayalimdi futbolcu olmak zaten. Küçükken üstümü başımı değiştirmeden futbol oynamanın peşine düşerdim. Günün 15-16 saati futbol oynamakla geçerdi. Bunun meyvelerini de topladım ve toplamaya devam ediyorum.

3- MSKÜ’de spor bilimleri fakültesinde yüksek lisans yaptığını biliyoruz. Futbol hayatında bu kadar başarılıyken eğitim hayatını sürdürmek senin için zor olmuyor mu? Eğitim ve futbol arasında tercih yapmak zorunda kaldın mı?

Eğitim ve futbol arasında tercih yapmak zorunda kalmadım. İkisini hep bir arada yürütmeye çalıştım. Uzak yerlerde top oynayıp Muğla’ya gidip gelmek benim için sorun oluşturmadı. İyi ki de o yolları gidip geldim. Zorluklar bizi yıldırmadı, devam ediyoruz.

4- Senin için hayatının kırılma noktaları var mı? Bunları bizimle paylaşır mısın?

Kesinlikle hayatımın kırılma nokası var. İlk salon futbolu milli takımına katıldığımda, ilk kampımı İngiltere’de yapmış olmam hayatımın dönüm noktası oldu.

5- Türk futbol takımlarının ve milli takımımızın ulusal düzeyde kupalar kazanamamasını neye bağlıyorsun?

Bunun sıkıntısı kesinlikle altyapı ve ekip olamamamızdan kaynaklanıyor. Bizim ülkemizde genellikle hocalar devamlı değiştirilir. O zamanki Galatasaray’ın başarısı bariz ortada. 5-6 sene aynı ekiple devam edip en sonunda UEFA kupasını kazandılar. Bizim ülkemizde teknik direktörlere sahip çıkılmıyor ve istikrar yok. Bunu amatör kulüplerde de görüyoruz. Ekip olmak çok önemli.

6- Altyapı hakkında ne düşünüyorsun?

Altyapıya iyi bir yatırım yapmak lazım. Gençlerimize sahip çıkmamız lazım. Altyapılarda öncelikli hedef kupa olmamalı, gençleri yetiştirmek olmalı ve ileriye dönük planlar yapılmalı. Tesisler ve imkanlar iyileştirildiği sürece altyapımız gelişir.

7- Bir çok takımda şampiyonluklar yaşadın. Bu şampiyonluklar arasında senin için en özeli hangisiydi?

Amatör kulüplerde en özeli Manisa Belediyespor’du. Çok güzel bir ekibimiz ve arkadaşlığımız vardı. Milli takım düzeyinde de Avrupa şampiyonasında ikinci turda şampiyon olup en üst lige çıkmıştık ve direk Avrupa şampiyonasına katılmıştık. O şampiyonluk çok önemliydi benim için.

8- Unutamadığın maç, gol ve senin için özel bir gol sevinci var mı?

Özel bir gol sevinci yok benim için ama unutamadığım gol, hayatımın kırılma noktasında bahsettiğim gibi İngiltere’de salon milli takımında İngiltere’ye karşı attığım gol ve sonucunda şampiyon olmamız benim hayatımın golüdür.

9- Bir çok takımı profesyonel lige taşıdığın halde neden üst liglerde oynamayı düşünmedin?

Üst liglerde oynadım aslında ama üniversite hayatındayken üst liglerde oynamak gerçekten zor. Eğitimle futbol aynı anda ancak amatör ligde oynarsan devam edebiliyor. Üst liglerde oynadığında çok yoğun bir tempo oluyor, sezon yoğun geçiyor; kamplar, antrenmanlar sonucunda da okula gidip gelemiyorsun. O yüzden profesyonel olmayı düşünmedim.

10- 2016-2017 sezonunda UTAŞ Uşakspor ile birlikte bölgesel amatör ligden 3. lige çıktınız. Bu sezonu nasıl değerlendirirsin?

Bizim için çok zor bir sezondu. Grubumuzda çok iyi takımlar vardı ama bizde bölgesel amatör ligin en iyi takımıydık. Bir çok sıkıntılar oldu, maçlar yarıda kaldı, rehavete kapılıp kötü takımlara puan kaybettik, lig hep kafa kafaya gitti ama güzel bir sezon geçti. Zaten Uşakspor 3. ligi kesinlikle hak eden bir takım. Hatta daha da üst ligleri hak ediyor. Çok güzel yatırım yapıp paralar harcadılar. Zor geçen sezonun sonunda kupa bize nasip oldu.

 

11- Oynadığın takımlar arasında seni en çok etkileyen taraftar grubu hangisiydi?

Geçen sene Kütahyaspor’da iken taraftar desteği çok iyiydi. Müthiş bir taraftarımız vardı. Taraftarla hep iç içeydik. Bu sene Uşakspor taraftarı da çok iyiydi. Manisa Belediyespor’da oynarken taraftar sayımız azdı ama çok ateşli ve istekli bir taraftarımız vardı.

12- Bir orta saha oyuncusu olarak gittiğin her takımda gol yüzden çok yüksek. Senin için gol atmak mı asist yapmak mı daha değerli?

Genellikle orta sahada hücuma yönelik bir görev üstleniyorum. Bu nedenle goller atıyorum ama kesinlikle asist yapmaktan çok daha fazla keyif alıyorum. Zaten önemli olan da kimin gol attığı değil, takımımızın başarısı.

13- Futsal ve plaj milli takım formalarını giydin. Bu kutsal formayı giymek nasıl bir duygu?

Sonuçta her Türk genci milli formayı giymek ister. Milli takım kategorilerinde oynamak ister. Bunun için biz çok çalıştık, çabaladık, bir ağabeyimin desteğiyle milli takım formasını giydim. O formayı giydiği zaman insan hiçbir şeyi düşünmüyor. Parayı pulu ve nasıl oynayacağını insan düşünmüyor. Sadece maça çıkıp, ay yıldızı en iyi şekilde temsil edip çıktığı maçı kazanmak istiyor. Çok güzel bir duygu. Genç sporcu arkadaşlara kendilerini geliştirip milli takım düzeyine gelmelerini öneririm.

14- Salon ve plaj futbolu oynamanın futbol hayatına nasıl etkileri oldu? Sana farklı özellikler kattı mı ?

Özellikle futsalın çok etkisi oldu. Futsal hızlı oynanan, küçük bir sahaya ve ağır bir top sahip, her an yön değiştirmen ve mücadele etmeni gerektiren ve sürekli depar halinde olduğun bir spor. Avrupa’daki büyük futbolcularda futsal oynayıp bir yerlere gelmişler. Bu sebeplerden futsalın futbol hayatımda çok büyük etkisi var. Plaj futboluna gelirsek, plajda da esneklik, güç ve topu havadan oynamak gerekiyor. İkisininde ayrı özellikleri var. Bu sayede ikisi de futbol hayatıma çok katkı sağladı.

 

15- Eğitim hayatını daha üst noktalara taşımak için planların var mı?

Yüksek lisansım seneye bitiyor. Bundan sonra doktora hedefimiz var. Doktora olmazsa, ingilizce dil sınavından güzel bir puan alıp üniversitede eğitim görevlisi olma planım var.

16- Futbol hayatını bitirdikten sonra yine futbol camiası içinde kalmayı istiyor musun? Teknik direktörlük gibi bir hayalin var mı?

Teknik direktörlük pek benim istediğim bir görev değil. Futbolun içinde olurum illaki ama; sportif direktörlük tarzında, futbolcuyla iç içe olmak benim daha çok hoşuma gider. Teknik direktörlük düşünmüyorum.

17- Milli gururumuz ve şampiyonluklarla özdeşleşmiş Serhat Çiçek’e Le Sport Magazine olarak bize ayırdığı zaman, fikir, düşünce ve samimi açıklamalarınızdan dolayı teşekkürlerimizi sunarken, son olarak okurlarımıza söylemek istediği bir şey var mı? Teşekkür ederiz…

Le Sport Magazine dergisine teşekkür ediyorum. Az öncede belirttiğim gibi tüm genç sporcu arkadaşların milli formayı almak için mücadele etmelerini, savaşmalarını ve iyi birer sporcu olmalarını arzuluyorum.

 

Röportaj :  Sinan KARACA

Fotoğraf : Mustafa KÖKTEN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir