Zayıflamak için bilinç altımızı nasıl ikna ederiz ?

Uzman Psikolog Gizem Yener ‘den bilinç altı ve zayıflama üzerine dikkate alınacak bir yazı

ZAYIFLAMAK İÇİN BİLİNÇ ALTIMIZI NASIL İKNA EDERİZ ?

* Diyetisyene, doktora gidiyor ama size verilen liste ve önerileri uygulayamıyorsanz,

* Koltuktan kalkıp hareket edemiyorsanız,

* Spor salonuna üye olup gidemiyorsanız,

* Tok olduğunuz hâlde kontrolsüzce yemeye devam ediyorsanız,

* Bedeninizi istediğiniz kiloda tutmayı başaramayınca mağlup olmuş gibi hissedip, fazla kilo sorununuza bir de başarısızlık duygusunu ekliyorsanız ve aynı kısır döngüyü tekrarlıyorsanız,

* Ya da kilo verip, kısa bir süre içersinde verilen kiloları tekrar alıyorsanız, bilinçaltınızı ikna edememişsiniz demektir.

Peki nedir bilinçaltımız?

Hayatımızı şekillendiren her deneyim, tekrarlanan her durum geçmişte yaşadığımız ve bilinçaltına yerleştirdiğimiz kodlarımızın yansımasıdır. İlişkilerimizi, aşık olacağımız kişiyi, iş yaşamımızı nasıl farkında olmadan bilinçaltının da etkisiyle belirliyorsak; bedenimizle olan ilişkimizde de bilinçaltımızın rolü büyüktür. Çözemediğiniz sorunlar, endişe, öfke, suçluluk, korku, üzüntü gibi duygular göbeğinizde, belinizde, bacaklarınızda birikmiş kilolar olarak karşınıza çıktığı gibi ruhsal bir sorun oluşturarak da sizi mutsuz kılar”

Örneğin; Bilinçli aklın, ’’şişmanlık birçok hastalığın nedenidir’’ dediğini ve bilinçaltı aklın da ‘’profiterolün lezzetini, akan çikolatanın güzelliğini görüntüyü ‘’ hatırlattığını düşünün. Hangisi daha etkilidir? Sonuç belli. Kararları büyük ölçüde biz farkında olmadan bilinçaltı alır, bilinç ise buna katılır. Böylece kararları biz alıyormuşuz gibi hissederiz. Bilinçaltı yaşadığınız her olayı ve bunların bizde bıraktığı düşünce, inanç ve duyguları saklı tutar.

Örneğin; Çocukluğunuzda yemekle ilgili hoş anılarınız olabilir; o yüzden huzura ihtiyacınız olduğunda bilinçaltınız bu anları hatırlatmak adına sizi yemeğe yönlendirebilir. Küçükken kilolu halinizi sevimli

bulmalarından ötürü bilinçaltınız kilo alırsam daha çok sevilirim duygusunu yaratabilir ya da ‘yemek yemezsen hasta olursun’ diye büyütüldüyseniz, eğer sağlıklı olmak için kilolu olmak gerektiği inancını farkında olmadan bilinçaltınızda geliştirmiş olabilirsiniz.

Kilo vermem imkansız, ne yesem yarıyor, bu vücut yapısı bizde genetik, diyetler hiçbir işe yaramıyor, bu şekilde kilo vermem çok zor’ gibi inançlara sahipseniz de zayıflamaya karşı direnç gösterirsiniz ve kilo verseniz dahi verdiğiniz kiloları geri almanız söz konusu olur.

Bu durumda ne yapmanız gerekir peki? Sağlıklı bir şekilde kilo vermek ve verdiğiniz kiloları geri almamak için önce şunu sorgulamak gerekir. Kilolu olmak şu anda size ne hissettiriyor, ne düşündürüyor?

Burada en önemli nokta düşüncenizin gerçeğe ne kadar uygun olduğunu sorgulamanız… ÖRNEĞİN; Şişmanım çirkinim sevilmiyorum gibi abartılı bir düşünceniz mi var? Şişmanlık derken ne kadar şişmansınız? Hafif mi toplusunuz, bölgesel yağlarınız mı var yoksa abarttığınız derecede yerinizden kalkmaya zorlanacak derecede mi şişmansınız? Bunlar arasındaki ince çizgiler önemlidir ve ayrıca şişman olmak demek her zaman çirkin olacağınız anlamına mı gelir? Mankenlere dizi oyunculara baktığımızda hepsi fit, zayıf ve uzun boylu hal böyle olunca da kafamızda ki zayıf olmak temel inancı, güzellik algısıyla eşleşip, zayıf olursam çok güzel olurum bana her şey yakışır düşüncesiyle bütünleşmektedir. Televizyonda gördüğümüz artistler ne giyerlerse giysin kendilerine yakıştırıyorlar. NEDEN biz böle olamıyoruz? Bir mağazaya gittiğimizde neden hiçbir kıyafet üstümüzde mankenlerde durduğu gibi durmuyor? Bütün bunları düşünürken kendimize olan güvenimiz de günden güne azalır.

Peki birde bunun tam tersini düşündüğünüzde zayıf ya da fit olduğunuzu hayal ettiğinizde girdiğiniz mağazada ne giydiğinizin yakıştığını gördükçe ne hissedersiniz? Daha sağlıklı ve fit bir vücuda sahip olmanın sonucunda kendinize güveniniz (hele ki küçüklükten beri gelen zayıf olursam güzel olurum gibi bir inancınız varsa) günden güne artar.

* Bazı küçük değişikliler yaparsak bize hem sağlık, hem kiloları azaltmak, hem de hayata daha pozitif bakmak açısından bize geri dönecektir. Motivasyonunuz kilo verdiğinizi gördükçe artacaktır. Ama kilo verene

kadar nasıl sabredeceksiniz? Bu durumda irade devreye girer. Ama iradeniz de zamanla yorgun düşebilir. Eğer motivasyon ve irade sizde işe yaramıyorsa ne yaparsınız? Bir alışkanlık kazanıldığında yapması kolaydır, artık motivasyona ve iradeye ihtiyaç yoktur. Bir alışkanlığı kazandığınızda onu efor harcamadan ve keyif alarak yaptığınızı fark edeceksiniz. Önemli olan o alışkanlığı kazanmak ve o alışkanlıktan keyif almaya başlamaktır. Kimse keyif almadığı bir aktiviteyi uzun bir süreçte devam ettiremez. Peki spordan keyif nasıl alabiliriz? İşte ufak birkaç ipucu…..

* Öncelikle kendimize büyük bir hedef belirleyelim; örneğin; en büyük hedefim fit olmak kilolarımdan kurtulmak peki nasıl başaracağım? Hadi kurtuldum fazla kilolarımdan diyelim bunu nasıl koruyacağım?

* Büyük hedefe ulaşmak için adım adım gitmek gerekir. Bu yüzden de kendinize küçük küçük hedefler belirleyin ve bunu yaparken de kendinize sorun sağlıklı bir vücut ve yaşam için neyi yapabilirim, nasıl bir yol izlemeliyim? Bu hedefleri de küçük küçük not alın. Günde 15-20 dakika yürümek, şekerli yiyeceklerden uzak durmak, sebze yemek gibi küçük değişiklikler yapabilirsiniz.

* Spor ve sağlıklı beslenme bu işin olmazsa olmazı ama spor yapmayı sevmiyorsanız; ne yaparsınız? Öncelikle sevdiğiniz bir spor dalı hangisi onu araştırın. Pilates, yürüyüş dans, yüzme tenis vs. illaki sevdiğiniz bir alan vardır yoksa da sevmeyerek bir şeyi yapmak zor ama kilo verdikçe ve kendiniz için bir şeyler yaptığınızı gördükçe motivasyonunuzun da günden güne arttığını fark edersiniz.

* Motivasyonunuz artana kadar her spor yaptıktan sonra kendinizi ödüllendirin. Ödüller bir davranışı pekiştirmeye yarayan davranışın olma olasılığını arttıran en güzel motivasyon kaynaklarıdır. Düzenli spor yaptığınız (bu açık havada 40-45 dakikalık yürüyüşte olabilir) her haftanın sonunda haftada 3_4 gün egzersiz yaptıktan sonra sevdiğiniz bir aktiviteyi yapın. Örneğin; sinemaya gitmek sevdiğiniz bir restorana gidip keyif yapmak sevdiğiniz bir yemeği yemek vs. gibi

* Hedefinize ulaşmış halinizi hayal edin, kafanızda canlandırın. Hatta dolabınıza çok beğendiğiniz ama bir türlü bedeninden dolayı giyemediğiniz kıyafeti alıp, onu giydiğiniz günü hayal edin.

* Egzersiz yapmadıysanız daha önce ve hiç sevmiyorsanız; gideceğiniz yerlere mümkün olduğunca yürüyerek veya araba yerine toplu taşımaları kullanarak gitmeye çalışın. Hareketi bu şekilde yaşamınıza katmış olursunuz.

* Bir tetikleyici sizi otomatik olarak başka bir şeyi yapmaya yönlendirir. Eğer akşam yemeğinden sonra her gün yürümeye çıkarsanız, birkaç hafta sonra otomatik olarak yürümeyi düşünür hale gelirsiniz.

* Bir şeyi yapmaktan hoşlanmazsanız, buna devam edemezsiniz. Yaşam tarzınızdaki değişimleri mümkün olduğunca keyifli hale getirmeye çalışın. Örneğin; Bir arkadaşınızla egzersiz yapın, sağlıklı yiyecekleri lezzetli olacak şekilde pişirmeyi öğrenin.

* Eğer bir yürüme veya egzersiz programına başlayacaksanız, rahat ayakkabılar, egzersiz kıyafetleri alın. Eğer yeni bir diyete başlayacaksanız, dolabınızı sağlıklı yiyeceklerle donatın. Tüm bunlar sizi yeni başlangıçlar yapmak için motive eder.

* Tatlı, çikolata, fast- food gibi ürünleri görünce dayanamayıp yiyorsanız, bu tarz yiyecekleri eve almamaya ve dolapta bulundurmamaya özen gösterin.

* Yediklerinizi mümkünse her gün not edin. Böylece gün sonunda neler yediğinizi ve ne kadar yediğinizi görmüş olursunuz.

Son olarak; şunu da unutmamak gerekir; ‘’Binlerce kilometrelik bir yolculuk sadece bir adımla başlar. Bazı yenilgilerimizin sebebi işi yarıda bıraktığımızda başarıya ne kadar yakın olduğumuzu bilmememizden kaynaklanır.’’ Gün geçtikçe bu küçük adımlarla vücudunuzun daha zinde olduğunu ve artık bu değişikliklerin sizin için bir alışkanlık haline geldiğini fark etmeye başlarsınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir